Bir kişi bir konumu ihraz etmişse, onun hakkını vermekle mükelleftir. Onun gözünün içine bakan, sözünü dinleyen ve ondan beklentisi olan insanları yanıltmamalıdır. Yanılmamak ve kimseyi yanıltmamak için meşveretten de asla ayrılmamalıdır. Hisleriyle hareket etmemelidir. Kendisi, ailesinin, çoluk çocuğunun değil, Allah’ın hesaplarını takip etmelidir. Sürekli Allah’ı ve Ruh-u Seyyidü’l-Enâm’ı hoşnut edecek adımlar atmalı, icraatlar yapmalıdır. Kur’ân ve Sünnet’i kendine rehber edinmeli ve onlara kilitlenmelidir ki arkasına aldığı insanları hayal kırıklığına uğratmasın, onların kuvve-i maneviyelerini bozmasın ve onlara inkisar yaşatmasın. Önemli konumları ihraz eden insanların, konumlarının hakkını vermeleri durumunda elde edecekleri mükâfat büyük olacağı gibi, konum hainliği yapanların maruz kalacakları ceza da o nispette ağır olur. Bu sebepledir ki Nebiyy-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadislerinde şöyle buyururlar: إِنَّ أَحَبَّ النَّاسِ إِلَى اللّٰهِ يَوْمَ القِيَامَةِ وَأَدْنَاهُمْ مِنْهُ مَجْلِسًا إِمَامٌ عَادِلٌ، وَأَبْغَضَ النَّاسِ إِلَى اللّٰهِ وَأَبْعَدَهُمْ مِنْهُ مَجْلِسًا إِمَامٌ جَائِرٌ“Kıyamet günü insanlar arasında Allah’ın en sevdiği ve O’na en yakın olan kişi, adil sultan; Allah nazarında en menfur ve O’ndan en uzak olan kişi ise zalim sultandır.”84
Evet, üzerine aldığı ağır sorumluluğun gereklerini bihakkın eda eden, her hak sahibinin hakkına ulaşmasını sağlayan adaletli yöneticilerin Allah katında mükâfatı tasavvurlarımızı aşkındır. Aynı zamanda emanet olarak üstlendiği vazifeye ihanet eden, sorumluluğunu aldığı insanlara adil davranmayan, Allah’ın kendisine verdiği imkânları gerektiği gibi kullanmayan zalim yöneticilerin veballeri de çok ağır olacaktır. Elde edilecek mükâfatlar ölçüsünde, karşılaşılabilecek sıkıntılar da büyük olur. O büyük ganimeti elde edebilmek için ceremesine katlanmak gerekir. Talip olunan kazanç ne kadar çoksa riski de o kadar büyük olur.