Maalesef daha sonraki yıllarda bu okuma heyecanını kaybettik, dolayısıyla da beslenme kaynaklarımızdan uzak düştük. Okumayan, öğrenmeyen insanların kıvamını koruyabilmesi, Hizmet aşk ve şevkini devam ettirebilmesi çok zordur. Bazıları hâlâ ilim aşkını, okuma heyecanını korusa da bunların sayısı artmadı. Hâlbuki dairenin genişlemesiyle bunların sayılarının da artması gerekirdi. Fakat maalesef böyle olmadı. Keyfiyet, kemmiyet ölçüsünde gelişmedi. Bunun önemli bir sebebi, zamanla insanlarda ülfet ve ünsiyetin hâsıl olmasıdır. Hizmet’in ilk yıllarında insanlar okudukları eserlerden müthiş bir lezzet alıyorlardı. Her şey onlara yeni, taze, orijinal geliyordu. İnsanları, zamanla oluşacak ülfet ve ünsiyetten kurtarmak için yeni bir okuma şekli geliştirmeye, meseleleri daha derin, engin ve geniş bir perspektifle ele almaya ihtiyaç vardı. Fakat ne yazık ki ilmî ve dinî hakikatleri insanlara sunanlar bunu yapamadı, ele aldıkları mevzulara yeni açılımlar getiremedi. Kıdemle birlikte ülfet de ortaya çıktı. Halkın teveccühüne aldandılar. Nasıl olsa halk anlatılan her şeyi dinliyordu. Bu sebeple onlar da aynı şeyleri tekrar etmeye devam ettiler. Neticede zamanla en orijinal hakikatler bile insanların gözünde cazibesini kaybetmeye başladı.