İçeriğe geç

Evet, Kur’ân bizlere Allah’tan gelen nurlu bir mesajdır. O hâlde onu öyle algılamak, ona öyle bir teveccühte bulunmak gerekir. Kur’ân herkes için bir nur, rahmet ve hidayet kaynağıdır. Fakat unutmamak gerekir ki, herkes ondan teveccühü nispetinde istifade eder. Siz Kur’ân’a ne kadar değer atfeder ne kadar ona kilitlenir ve ne kadar yürekten yönelirseniz, istifadeniz de o ölçüde olur. Kur’ân, her okuyuşunuzda size yeni bir şeyler söyler, içinize yeni bir şeyler akıtır. Bir kısım kelimeleri telaffuz etmek sevap kazandırır ama buna hakkıyla Kur’ân okuma denemez.

Kur’ân’ın Allah kelamı olduğunu unutmamalı, her şeyi onda bulacağınız inancıyla ona yaklaşmalı ve onu tam bir konsantrasyon içinde okumalısınız. Böyle yaparsanız Kur’ân da hazinelerini size açar ve önemli hakikatler sunar. Böyle gönülden bir yönelme olmazsa insan –Allah muhafaza– Kur’ân okurken bile imtihan olabilir; kelâm-ı nefsî ile, indî mülâhazalarıyla çok defa nifak dairesi içine girer ve küfre yelken açar da farkına bile varmaz!

Cenab-ı Hakk’ın ilm-i ezelîsinden gelen ilâhî kelâmında kusur ve eksiklik olamaz. İnsana eksiklik gibi gözüken bir şey varsa, bu onun zihnî darlığı ve teveccüh eksikliğiyle alâkalıdır. Günebakan çiçekleri gibi siz Kur’ân’a yöneldikçe onun füyûzâtından (feyizlerinden), şualarından (ışıklarından) ve renklerinden istifade edersiniz. Ona sırtınızı dönecek olursanız Kur’ân size kendini kapatır ve bütün bunlardan mahrum kalırsınız.

146