İçeriğe geç

Müslümanlar olarak tarihî bir vebalden sıyrılmak ve içtimai günahlardan kurtulmak istiyorsak himmetimizi dağıtmadan ve güzergâh emniyetini tehlikeye atmadan yol almak zorundayız. Sürekli homurdanarak yürür, konuşurken düşünür, düşünürken konuşursanız, istemeyerek de olsa, her köşe başında karşınıza çıkacak bir gulyabani ihdas etmiş olursunuz. Yürüdüğünüz yolun emniyetini kendi elinizle ihlal etmiş ve şartları ağırlaştırmış olursunuz. Bu sebeple sürekli bela ve musibetlere maruz kalınan günleri konuşmaktan kaçınmak gerekir. Üstelik bu, daha önce de işaret edildiği üzere sizin aklî ve mantıkî dengenizi bozacak, yok yere sizde stres ve gerilim oluşturacaktır. Bugüne ait yapmanız gereken işlerinizi etkileyecektir. Yaşadığınız her olumsuzluğu hatırladıkça moraliniz bozulacak, motivasyonunuz düşecek ve vazifelerinizi tam eda edemeyeceksiniz. Bu sebeple sürekli bu tür olumsuzlukları deşmekten, hizmet adına bir yararı olmayan, hatta yararından da öte zararı olan bu tür meseleleri konuşmaktan uzak durulmalıdır. Bunlarla meşgul olacağınıza geçmişte yaşadığınız olumsuzlukları bir daha yaşamama adına gerekli tedbirleri almalı, buna göre stratejiler oluşturmalısınız. Onlara karşı kapıları kilitlemeli, panjurları kapamalı, ağyar düşüncesinin içlerinize nüfuz etmesine meydan vermemelisiniz. Art niyetli insanların deme damara nüfuz etmemeleri, kanınızı emmemeleri, damarlarınızı koparmamaları için yapılması gerekli olan her şeyi yapmalısınız.

Öyle bir temsil ortaya koymalısınız ki, hâliniz size zulmedenlerde dahi pişmanlık hissini tetiklesin; gelip sizden özür dilesinler. Yoksa külhanbeyi gibi konuşmanın, insanları tahrik etmenin, rencide etmenin, onlarla dikleşmenin kimseye bir faydası dokunmaz. Bilakis dikleşme, karşı dikleşmelere sebep olur. Bence dikleşeceğinize dik durunuz, hakikatlere karşı saygılı olunuz. Onların da sizin saygınızdan nasiplerinin olacağını unutmayınız. Çünkü her insan potansiyel olarak ahsen-i takvime mazhar yaratılmıştır.

108