İçeriğe geç

Allah’ın, kullarını günahlara ve haramlara karşı koruması da sevgisinin tezahürlerindendir. İsmet sıfatı sadece peygamberlere mahsustur. Dolayısıyla haramlara karşı mutlak bir koruma da sadece onlar için söz konusudur. Onların vazife ve misyonları bunu gerektirir. Fakat Allah, habibi ve mahbubu hâline gelmiş kullarını da günahlardan sıyanet buyurabilir (koruyabilir). Tam düşecekleri anda sıyanet-i ilâhiye imdatlarına yetişebilir. Tam çukura yuvarlanacaklarken arkadan onları tutarak düşmelerine mâni olabilir. Çünkü O, sevdiklerini zayi etmez. Sevdiği kullarının, sürçse ve düşseler dahi, günahta devamlı kalmalarına fırsat vermez. Hatta Allah, bazı kullarının istikbalde iradelerini hayır istikametinde kullanıp ortaya güzel hizmetler koyacağını bildiğinden, erken yaşlarından itibaren onlara ekstra lütuflarda bulunabilir, onları yontup şekillendirebilir, günahlardan sıyanet buyurabilir. Bunların hepsi O’nun, sevdiği kulları üzerindeki ayrı birer lütuf tecellisidir. “İşte bu, Allah’ın lütfudur, onu dilediğine verir. Allah vâsi ve alîmdir (ihsanı boldur, her şeyi hakkıyla bilir.)”43

“Ben Kulumu Sevince…”

Şu hadis-i şerifte de Allah’ın kullarına olan sevgisinin ayrı bir tezahürüne işaret edilir: “Kulum bana, kendisine farz kıldığım ibadetlerden daha sevimli bir amelle yaklaşamaz. Farzları eda eden kulum nafilelerle bana yaklaşmaya devam eder. Öyle ki nihayet ben onu severim. Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli… olurum.”44

76