İçeriğe geç

İnsan, gayrimeşru daireye girmese bile fıtraten meylettiği, bazı çekici dünya malından istifade etmek isteyebilir. Evlad ü ıyal sevgisi onu hizmetlerinden alıkoyabilir. Para kazanma, zengin olma düşüncesi zihninde yer edebilir. Rahat yaşama, dünya nimetlerinden keyfince istifade etme arzusuna kapılabilir. Sahillerde veya ormanlarda tatil yapmak, eğlenmek ve hoşça vakit geçirmek isteyebilir. Ne var ki bütün bunlar, zamanla insanı gayrimeşru zeminlere çekebileceği veya en azından onun ayağına vurulan bir pranga, boynuna takılan bir tasmaya dönüşebileceği için onu yürüdüğü yoldan alıkoyabilir. Zincirlerini kıramayan, dünyanın cazibedar güzellikleri karşısında duruşunu koruyamayan birinin, fedakârlık ve adanmışlık duygularını muhafaza etmesi çok zordur.

Evet, niceleri vardır ki işin başlangıcında ortaya koydukları fedakârlığı sonuna kadar götüremedikleri için kaybetmişlerdir. Mesela baş koydukları yolda uzun süre yürümüş, nice zorluklara göğüs germiş fakat bir yerde nefsanî arzularına takılıp kalmışlardır. Kimileri, hicret adına farklı diyarlara açılsa ve oralarda çok güzel hizmetler yapsa da bir süre sonra başları dönmüş, bakışları bulanmıştır. Zamanla kıvamlarını kaybetmeye ve değişmeye başlamışlardır. Kimilerini makam, kimilerini imkânlar değiştirmiştir. Kimileri çıkar mülâhazalarına takılmıştır, kimileri şöhrete. Neticede bu insanlar, korumaları gereken vefa ve sadakati koruyamamış, adanmışlık ruhunu dipdiri tutamamışlardır.

Bu tür zikzak yapanların sayısı gerçi olabildiğince azdır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde dahi nice kayma yaşayan insan olmuştur. Fakat yine de temkin ve teyakkuz içerisinde yaşamak adına, bunlar, ibret alınması gereken olaylardır.

Manevî Hayatı Felce Uğratan Virüsler

35