İçeriğe geç

Daha sonraki âlimlerden (halef) bazıları ise saf zihinlerin sağa-sola çekilmemesi ve efkârın bulandırılmaması için Kitap ve Sünnet’in temel disiplinlerine sadık kalarak dil kuralları çerçevesinde bir kısım mâkul yorumlara –yukarıda geçtiği şekilde– gitmede beis görmemişlerdir: “Nüzûl”ü, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetinin inmesi; “ityân”ı, O’nun kahr u gazabının gelmesi; “mecî”i, hususî emirlerinin zuhuru; “istivâ”ı, hâkimiyetini göstermesi; “yed”i, nimeti, kudreti ve mâlikiyeti; يُهَرْوِلُ ’yu ve يَتَقَرَّبُ بَاعًا ’ı, serîan iltifat ve teveccühte bulunması; يُحِبُّ ’yu, sevme muamelesi göstermesi… şeklinde tevil etmişlerdir.

Bu konuda bazı itirazlar söz konusu olmadığı ve mutlaka cevap verme mecburiyetinde kalınmadığı sürece selef-i sâlihînin yolu hem selâmetli hem de saygı edalıdır. Mücbir sebepler karşısında halef-i kirâmın mesleği de başvurulabilecek kaynaklardandır.

اَللّٰهُمَّ اٰمَنَّا بِكَ كُلٌّ مِنْ عِنْدِكَ سَلِّمْنَا وَسَلِّمْ دِينَنَا وَلَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الْوَهَّابُ.
وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا وَشَفِيعِ ذُنُوبِنَا مُحَمَّدٍ وَاٰلِهِ وَأَصْحَابِهِ الطَّيِّبِينَ الطَّاهِرِينَ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.
144