İçeriğe geç

runur. İmanı ve takvası, günahlara karşı bir kalkan vazifesi görür. Hatta bu zaaflara karşı verdiği mücadele sebebiyle ibadet sevabı kazanır.Evet, bize düşen vazife, yukarıda sayılan-sayılmayan imtihan unsurları karşısında sürekli uyanık olmaktır. Bunun için şeytanın hile ve desiselerine, dürtü ve vesveselerine karşı sık sık surları gözden geçirmeli, sürekli restorasyon yapmalı, gedik ve çatlakları kapamalı, onun girebileceği hiçbir menfez, açık kapı bırakmamalıyız. İnsî ve cinnî şeytanların içimize nüfuz etmesine, kalb ve ruh dünyamıza sızmasına, nefs-i emmareyi harekete geçirmesine meydan vermemeliyiz. Nefsin arzu ve isteklerine karşı iradenin hakkını vermeli, her tür günah karşısında yiğitçe durmasını bilmeliyiz. Maddi imkânların, makam-mansıbın, şan u şöhretin, cismaniyet ve şehvetin vs. kulu, kölesi olmamalıyız. Geçici dünyevî nimetlere gönlümüzü kaptırmamalı, gözümüzü Allah’ın ebedî ihsanlarına dikmeliyiz. Meşru dairedeki zevk ve lezzetlerin keyfe kâfi olduğunu bilmeli, asla harama adım atmamalıyız.İşte bu duruş, insanı hayvaniyet derekelerine düşmekten korur ve onun insanî kemâlât semalarında pervaz etmesini (uçmasını, dolaşmasını) sağlar. İnsan-ı kâmil ufkuna giden yolun erkânı budur.

183