Şirkten uzaklaşmak istiyorsanız “biz” demesini bilmelisiniz. Kur’ân bize bunu öğretiyor. Günde kırk defa, namazlarımızda okuduğumuz Fatiha Sûresi’nde, “Sadece Sana kulluk yapar, sadece Senden yardım isteriz.”70 diyoruz. Tekil değil, çoğul ifade kullanıyoruz. Zira insan ancak, gerçek uhuvveti temin ve tesis ettiği, büyük ve ağır yükleri başkalarıyla paylaştığı, arkadaşlarının hasenatını kendi hasenat havuzuna akıttığı takdirde Allah’ın muvaffak kılmasını umabilir.Ulvî makam ve mansıpları tutan insanların âhireti kazanmaları, kendilerine rağmen yaşamalarına bağlıdır. Aksine nefisleri, bedenleri, kendi mantıkları, kendi hesapları uğruna yaşarlarsa kaybederler. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), arşın gölgesinde gölgelenecek yedi zümreyi sayarken ilk sırada adil yöneticiyi zikreder.71 Çünkü idarede olan, kuvveti temsil eden, bütün milletin imkânlarını elinde tutan, nimetlerin önünden nehir gibi aktığı bir insanın adaletten, istikametten, hakkaniyetten, mürüvvetten, insanlıktan ayrılmaması çok zor bir imtihandır. Bu imtihanı başarma, ancak onun ‘kendisine rağmen’ yaşamasına bağlıdır. İşte bu imtihandan geçer notu aldığı, bu zoru başardığı anda o, âhirette Cenab-ı Hakk’ın özel lütuflarına mazhar olacaktır. Onun konumunun hakkını vermesinin ve adaleti temin etmesinin temel yolu, kendi fikirlerini, kararlarını, tercihlerini meşveret filtresinden –meşveret kalibrasyonu da diyebilirsiniz– geçirmesidir. Zira gerçek sesi, gerçek tonu, gerçek sinyali bulmak, meselelerin meşveretle kalibre edilmesine bağlıdır.
Dipnotlar
- Fâtiha Sûresi, 1/5.
- Bkz.: Buhârî, ezân 36, zekât 16, rikak 24, hudûd 19; Müslim, zekât 91.