İçeriğe geç

li yaşamamız, şimdiden sözlerimizi, tavırlarımızı, hareketlerimizi ileride tashih etme ihtiyacı hissettirmeyecek şekilde ayarlamaya çalışmamızdır.

Meşveretin Önemi

Hatalardan korunmanın, yapılan işlerin istikamet üzere gitmesinin çözümü meşverettir. Evet, her zaman tekrar ettiğimiz gibi, “Bir bilene sor; iki bilgi bir bilgiden hayırlıdır.” Özellikle de idare konumunda olan kimseler, önlerine çıkan bir durum karşısında tenezzül edip başkalarının fikirlerine başvurmalıdırlar. Söz konusu mevzu her neyse, onun hakkında bilgi ve tecrübe sahibi kimselerden müteşekkil meşveret heyetleri oluşturmalı ve onlara danışmadan herhangi bir karar vermemelidirler. İstişare yoluyla en makul ve mantıkî olanı bulmaya çalışmalıdırlar. Hususiyle âmme hakkını ilgilendiren meseleler, şahsî inisiyatiflere bırakılamaz. Aksi takdirde yapılacak bir yanlışla umumun hukukuna tecavüz edilmiş olur. İslam fıkhında âmme hakkı, hakkın belli bir sahibi olmaması açısından Allah hakkı olarak değerlendirilir ki, meselenin ağırlığını anlatması açısından bu çok önemlidir.Maalesef bazen belirli makam ve konumları tutan insanlar, “Burayı en iyi ben bilirim.” diyor, kendi fikrine göre hareket ediyor ve neticede falsolar yapıyorlar. Bilmiyorlar ki meselelere daha geniş perspektifle bakan, kendisinden daha akıllı birileri olabilir. En azından heyetin vereceği kararlar tek bir kişinin kararlarına göre doğruya çok daha yakın, yanlıştan çok daha uzak olacaktır. Zira bir insan ne kadar akıllı olursa olsun, her zaman bakış zaviyesini ayarlayamaz da mefsedetleri maslahat zannedebilir. Veya onun maslahat gördüğü şeyler, maslahat-ı merdude (dince reddedilen maslahat, maslahat görünümündeki mefsedet) olabilir. Enaniyet, tembellik, inat, korku, çıkar gibi faktörler de insanı makuliyetten uzaklaştırabilir. Bu sebeple bu konumları ihraz edenlere düşen vazife, kendi aklına güvenmek yerine başkalarının fikirlerine müracaat etmek ve kararlarını istişare ile almaktır.

88