insandan uzak olmayan günahları silip giderir. Bu, düşünen ve ibret alanlara bir nasihattir.”20
Günümüzde hiç olmadığı kadar inhiraf noktaları var. Günahlara karşı teyakkuz içinde yaşamayan biri, hiç farkına varmadan gırtlağına kadar kire batabilir. Bu durumda bize düşen vazife, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) tavsiyelerine uyarak, şüpheli şeylere karşı bile dikkatli olmaktır.21 Zira sınırda dolaşan bir insan, her an yasak alana geçebilir, bir mayına basıp helak olabilir. Öyle bir yere adım atar ki bir süre sonra kendini Lût gölünün dibinde bulur. Unutulmamalıdır ki merkezdeki küçük bir inhiraf, biraz ileride kocaman bir açı meydana getirir. Öyle ki kişi nereden ayrıldığını dahi göremeyecek hâle gelir. Bu noktada, insanın durduğu yerle durması gereken yer arasındaki mesafe doğuyla batı arasındaki mesafe kadar açılır.Çok kaygan zeminde durduğumuz ve her an düşme tehlikesiyle karşı karşıya olduğumuz hâlde çoğumuz dönüp kendimize bakmıyor ve sürekli başkalarını suçluyoruz. Oysaki başkalarının kusurlarıyla meşgul olan, kendi inhiraflarını göremez. Herkeste leke arayan biri, kendisi pislik içine batsa bile bunu hissedemez. Öyle insanlara rastladım ki, onlara göre herkes günahkâr! Ağzını açtığında şikâyet etmedik kimse bırakmıyor. Böyleleri, biraz hissiyatlarını hesaba katıp idare ettiğinizde sizinle yürürler; fakat bunların azıcık üzerlerine giderseniz kaymaları mukadderdir. Bu kimseler, egolarının altında kalıp ezilmiş bencil tiplerdir. Bize düşen vazife, kendimize dikkat etmenin yanı sıra, her an kayma ihtimali olan bu tür kimselerin de ellerinden tutmak ve düşmelerine meydan vermemektir. Zira iman ve şefkat bunu gerektirir. Allah, inayetini üzerimizden eksik etmesin ve göz açıp kapayıncaya kadar bizi nefsimizle baş başa bırakmasın!
Dipnotlar
- Hûd Sûresi, 11/114.
- Bkz.: Buhârî, îmân 39, büyû’ 2; Müslim, müsâkat 107.