İçeriğe geç

yönelmiş ve şöyle demiştir: رَبِّ اِنّ۪ى ظَلَمْ تُ نَفْس۪ ى فَاغْفِرْ ل۪ىYa Rab! Ben zulmettim kendime, affeyle beni!”13

Kendisine izin verilmeden kavmini terk eden Yunus b. Metta da, Kur’ân’ın ifadesiyle, balığın karnına düşmüş ve ka-

ranlıklar içinde Rabbine şöyle nida etmiştir: ۗ َ اَلَ ٓ اِلٰهَ اِاَاَّلَّ ٓ اَنْتَ سُ بْحَانَكاِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ ينَ ۚYa Rab! Sensin biricik ilah ve mabûd-u mutlak; Senden başka yoktur kuluna bir penâh... Bütün noksanlıklardan münezzeh bir Sübhânsın Sen; doğrusu ben kendime zulmettim (affını ümit ediyorum!)”14

Hastalıklar içinde kıvranan Hz. Eyyûb’un şu sözlerinin de

diğer peygamberlerin yakarışlarından bir farkı yoktur:  َ اَنّ۪ى مَسَّ نِىالضُّ رُّ وَ اَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِ م۪ ينَ ۚ Yâ Rab! Bu dertler bana tahammül-fersâ

şekilde dokundu; Sen merhametlilerin en merhametlisisin.”15

Hz. Nuh, oğlu için yaptığı bir duanın yerinde olmadığını anlayınca hemen şu sözleriyle Allah’a niyaz ve teveccühte bulun-

muştu:  وَ اِاَاَّلَّ تَغْفِرْ ل۪يط قَالَ رَبِّ اِنّ۪يٓ اَعُوذُ بِكَ اَنْ اَسْ أَلَكَ مَا لَيْسَ ل۪ي بِه۪ عِ لْمٌ

وَ تَرْ حَمْ ن۪ ٓي اَكُنْ مِنَ الْخَاسِ ر۪ ينَYâ Rab! Hakkında kesin bilgim olmayan bir şeyi Senden istemekten Sana sığınırım; eğer beni affedip merhamette bulunmazsan, kaybeden ehl-i hüsrandan olurum.”16

İnsanların en kâmili olan peygamberlerin, düştükleri hatalar sonrasında Rablerine karşı tavırları böyle olmuştur. Hakiki müminin duruşu da bu olmalıdır. Kur’ân-ı Kerim muttakile-

rin özelliklerini sayarken şöyle buyurur: ً وَ الَّذ۪ ينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِ شَ ة وَ مَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِاَاَّلَّ

ص اَوْ ظَلَمُوٓا اَنْفُسَ هُمْ ذَكَرُوا اهللَ فَاسْ تَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَ لَمْ يُصِ رُّوا عَلٰى مَا فَعَلُوا وَ هُمْ يَعْلَمُونَ

صاهللُO muttakiler ki çirkin bir iş yaptıklarında veya kendi nefislerine zulmettiklerinde, peşinden hemen Allah’ı anar, günahlarının affedilmesini dilerler. –Zaten günahları Allah’tan başka kim affeder ki?– Bir de

36