İçeriğe geç

yükü yüklemez.”33ٍ وَ مَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِى الدّ۪ ينِ مِنْ حَرَجAllah’ın (cel-

le celâluhû) gönderdiği dinde, altından kalkamayacağınız ölçüde size zor gelecek hiçbir şey yoktur.”34

Peygamber Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) şu sözleriyle, tebliğ ettiği dinin iki temel özelliğine dikkat çek-

miştir: ِبُعِثْتُ بِالْحَنِيفِيَّةِ السَّ مْ حَةAllah beni, ‘hanîfiyye-i semhâ’ ile gönderdi.”35 Burada geçen “hanîfiyye” lafzıyla kastedilen, İslam’ın her tür şirk ve küfür şaibesinden uzak olması ve tevhidi esas almasıdır. “Semhâ” lafzı ise İslam’ın genişlik, kolaylık ve müsamaha üzerine tesis edilmiş bir din olması anlamına gelir.

Başka bir rivayet de şöyledir: ُ أَحَبُّ الدِّ ينِ إِلَى اهللِ الْحَنِيفِيَّةالسَّ مْ حَةُAllah’ın sevip razı olduğu din, hanîfiyye-i semhâ üzere olandır.”36

Buna benzer diğer bir hadiste ise Nebiyy-i Ekrem( sallallâhu

aleyhi ve sellem )şöyle buyurur: َّ إِنَّ الدِّ ينَ يُسْ رٌ، وَ لَنْ يُشَ ادَّ الدِّ ينَ أَحَدٌ إِاَاَّل

غَلَبَهُDin kolaylıktır. Kim onu zorlaştırırsa altında kalır ezilir.”37

Allah ve Resûlü, bu ifadeleriyle, özü itibarıyla kolaylık üzerine bina edilmiş olan dinin zorlaştırılarak yaşanmaz hâle getirilmemesi gerektiğini vurgulamıştır. Din, teklif ettiği hükümler cihetiyle altından kalkılmaz değildir. Yani her ne kadar müminlere bir kısım yükler yüklese de bunlar taşınabilecek yüklerdir. Bir insan, “Ben günde beş yüz rekât namaz kılacağım, ömür boyu oruç tutacağım, içtimai hayata hiç karışmayacağım, bir evin tokmağına dokunmayacağım, evlad ü ıyalle hiç meşgul olmayacağım…” derse bu, insanın tabiatıyla savaşması, hayatı tersine götürmeye çalışması demektir. Fıtratla savaşan birinin başarılı olması ise mümkün değildir. Fıtratın rüzgârını arkasına almayan, dinen mükellef oldu-

49