hedeflediği şeye olmuştur.”136 Demek hicreti kıymetler üstü kıymetlere ulaştıracak olan şey, insanın niyetidir, hedefidir, mülahaza derinliğidir. Âyetin beyanına göre hicret âdeta cihatla birlikte tamama eriyor. İşte sahabenin hicreti böyledir.Evet, tazyik gördüğü, fitneye maruz kaldığı, kırk haramiler tarafından malına mülküne el konulduğu için ülkesini terk eden, daüssıla baskısına göğüs gererek başka diyarlarda yaşamak zorunda kalan bir insan, çektiği bütün bu sıkıntıların sevabını alacağı gibi; gittiği yerde ulvi değerlerini güzel temsil ederek, karşılaştığı insanları ruhunun ilhamlarıyla tanıştırarak, Allah’ın ahsen-i takvime mazhar olarak yarattığı kullarını gerçek insanlığa yükseltmeye çalışarak ayrı bir kazanım daha elde edebilir. Büyük kazanımları olan böyle bir yola giren kimse ne baskılardan şikâyet etmeli ne uğradığı zulümlerden ne de kendisine duyulan haset ve çekememezlikten. Bizim her zaman vird-i zebanımız şu olmalı: “Allah’ım, bizi sırat-ı müstakimden ayırma, orada sabit kadem eyle! Dinimize, diyanetimize, yüce mefkûremize hizmet etmeye bizi muvaffak eyle! İster ihtiyarî isterse cebrî olsun, bizlere hicret nasip etmişsen, oralarda en verimli şekilde hizmet edebilmeyi lütfeyle!”
Hicrette Süreklilik
İnsanların uzun süre bir yerde kalması, birbirleriyle yüzgöz olmaları, bir süre sonra bir kısım rahatsızlıkları beraberinde getirebilir. Kişiler, manevî beslenmelerini devam ettirseler ve sürekli şarj olsalar da uhuvveti zedeleyen bir kısım arızalar ortaya çıkabilir. Birbirimizin bazı yönlerine takılabiliriz. Birbirimizle uğraşmaya başlayabiliriz. İçten içe bir kısım fitneler kaynayabilir. Bunlar olmasa bile ülfet ve ünsiyetin kurbanı olabiliriz. Renk atabiliriz. Canlılık ve dinamizmimizi kaybedebiliriz. Yaptığımız hizmetler artık bizi tatmin etmez hale gelebilir. Veya sizi dinleyen insanlar-