İçeriğe geç

Âfâkî ve enfüsî âyetleri tahlile tâbi tutup terkip yapabilmek, oradan nezaket, nezahet, şefkat, disiplin… gibi temelde bir mü’mini, tam anlamıyla kâmil mü’min yapan tüm sıfatlar, tebliğ insanının lâzım-ı gayr-i mufârık vasıfları olmalıdır. Bir başka ifadeyle arz edecek olursak; aslında her kâfirin her sıfatı kâfir olmadığı gibi, her mü’minin her sıfatı da mü’min değildir.4 Ve belki de kâfirlerin bugün dünya çapında, o değişik alanlardaki başarılarının altında da onların mü’minlere ait sıfatlarla muttasıf olmaları yatmaktadır. Ve tabiî ki bizim mağlubiyetimizin altında da kâfir sıfatları ile kirlenmiş olmamız! Hâlbuki her mü’min, mü’minliğe ait hemen her sıfata fevkalâde önem vermelidir. Hele tebliğ insanları, bunları temsil etmede sıradan mü’minlerin birkaç kadem daha önünde bulunmalıdırlar. Meselâ, mü’min nezaket insanıdır, nezahet insanıdır, şefkat âbidesidir. O bunlarla kâinatı bir merhamet beşiği, bir kardeşlik eşiği hâlinde görür ve görmelidir de. Onun hayatı bütünüyle disiplindir. Dolayısıyla onun her anı nurlu ve aydınlık geçer. O, vakit israfını en korkunç bir kayıp olarak değerlendirir. Müslümanın kahvehane hayatı yoktur. Çünkü Resûlullah’ın, hayatında öyle bir mekâna uğradığı söz konusu değildir. Hanesinin dışında Müslümanın mekân anlayışı mescitler, mâbetler ve eğitim yuvalarıdır. O, bilgi ve irfan yüklüdür. Gelişigüzel yapılan hareketlerden çok uzaktır; Müslüman daima bir plân ve programın adamıdır. Sebep ve neticeler arasındaki münasebetlere vâkıf ve eşyanın ruhuna da alabildiğine nafizdir.

114