İçeriğe geç

Israr, insanın tebliğ adına kendi vazifesini idrak etmesinin tabiî bir neticesidir. Zira her tebliğ adamı kendi vazifesinin, sadece anlatmak olduğunu çok iyi bilmelidir ki, Hakk’a karşı saygısızlık, halka karşı da haksızlık etmiş olmasın. Evet, insanları hidayete ulaştırmak ne onun gücünün yeteceği bir iştir, ne de onun vazifesine dahildir. Muhatabı hidayete erse de ermese de, tebliğ eden kişi, tebliğ sevabını kazanmıştır. Diğer taraftan onun bu davranış ve düşüncesi, tebliğ ettiği hakikatlerin kabul görmesinin de sırlı bir şifresi durumundadır. Neticeyi Allah’tan bekleme, ihlâsa ermişlik demektir. İhlâs ki, bütün ibadetlerin özü ve hayat kaynağıdır.

182