Ebu Ubeyde, çok şefkatli ve merhametli, babası Cerrah ise, gözü dönmüş bir haindi. Bedir harbinde, birdenbire, oğlunun karşısına çıkıverdi. Ebu Ubeyde, karşısında babasını görünce, kendisini bırakmasını söyledi. Baba, beni bırak, başka tarafa git, başkalarıyla savaş dedi, hemen safların bir başka tarafına geçti. Babası tekrar karşısına dikilince: Baba benimle uğraşma diyerek yine yerini değiştirdi. Babası kafir bile olsa, bir baba katili olarak Resûlullah’ın huzuruna gitmek istemiyordu. Ama babası, tekrar, öyle bir yerde karşısına çıktı ki, yerini değiştiremedi, kaçamadı, kılıcını babasının sinesine sapladı. Cerrah, oracıkta yıkılıp öldü. Ebu Ubeyde ağlaya ağlaya Resûlullah’ın huzuruna geldi. Ya Resûlullah. Ben istemeyerek babamı öldürdüm dedi.[45]
Baba insanın velinimetidir. Babayı öldürmek de çok mühim bir hadisedir. Fakat, Allah ve Resûlullah’ın karşısına çıkarsa, Allah ve Resûlü babaya tercih edilir. Hadise üzerine Cenâb-ı Hakk, şu ayeti inzal buyurdu: Sen Allah’a ve ahirete îman eden, Allah ve Resûlullah’ı seven, bağlanan o kimselerden hiçbirisini Allah’a karşı böyle bir tahattide, Allah düşmanlarına karşı müsamahakar göremezsin, bulamazsın. Onlar, Allah ve Resûlü’nün karşısına çıkan hanımlarını, çocuklarını, torunlarını, baba ve atalarını terkeder, Allah’ın ve Resûlü’nün rızasını tercih ederler. [46]
Bu ayet Ebu Ubeyde’nin sinesine su serpmiş, yüreğindeki ateşi söndürmüş, aynı zamanda da itidal tavsiye etmişti. Ayetin ruhunda, insanın babasını o vaziyette öldürmeyip, başkasına havale etmesinin olacağı, fakat Allah ve Resûlü için öldürürse de muahaze edilmeyeceği mündemiçtir.