İçeriğe geç

Resûlullah’a sadakat mevzuunda anlatılacak yüzlerce, binlerce misal vardır. Hubeyb’in kahramanlığı, Resul-ü Ekrem’i herşeye tercih etmesi.. Zeyd İbn-i Desinne’ye Sen şu anda idam edileceksin. Yerinde Muhammed’in bulunmasını, kendinin çoluk-çocuğunla birlikte olmanı arzu eder miydin? denildiğinde, kükreyip, Ben bin defa ölsem bile Resûl-ü Ekrem’in zülfünün dağılmasını istemem! Yerimde olmasını arzu etmem! diyerek, idam edilip, parçalanırken bile sadakatini göstermesi..[53] Zeyd İbni Sa’d’ın büyük bir kahramanlık nişanesi izhar ederek. Yemame’de aynı sadakatla Resûl-ü Ekrem’in açtığı yol ve çığır için canını feda etmesi.. Ve Sa’d İbn-i Rebi’ gibi, Abdullah bin Cahş gibi, Sümeyye Hatun gibi, Nesibe Hatun gibi daha binlerce sadık kahraman vardır.

Bezzar anlatıyor: Ensardan genç bir çocuk olan Talha, Resûl-ü Ekrem’in huzuruna gelip ‘Ben de dehalet ediyorum. Biat ediyorum.’ dedi. Nazar-ı gayb bînîsîyle O’nun kâlbini yoklayıp, müşahade edip samimi olduğunu gören Allah Resûlü oradakilere de göstermek için ferman etti: ‘Eğer sen, bana hakîkaten sadık bir biat edeceksen.Git babanı öldür, gel.’ Talha kılıcı eline aldığı gibi koşunca. Resûlullah ‘Gel. Ben sıla-i rahimi kat’ için gönderilmiş bir insan değilim. Ben, Rahmetenlilaleminim. Rahmet için gönderildim.Fakat senin sadakatini görmek istedim.’ dedi. Belki maksad-ı nebevî başkalarına göstermek, bize de göstermekti.[54]

58