İçeriğe geç

Çoklarımız için bugün demagoji en mergup metâ ve geçerli akçe.. diyalektikte ise doğrusu üzerimize yok. Öyle bir ifade tarzımız ve üslûbumuz var ki, ağzımızı her açışımızda bir sürü çam deviriyor ve bir sürü de ruhun kanına giriyoruz. Bazılarımızca din ve mukaddesâtın hafife alınması ahvâl-i âdiyeden.. kimisi, rahatlıkla -yüz bin kere hâşâ- Allah’a saldırabiliyor; Peygamber’e dil uzatıp O’nu küçük görebiliyor.. -tabiî onun densizliği- Kâbe, Ravza deyip ulu orta konuşabiliyor. Bu açıdan da denebilir ki, eski tiranlar bile dine-diyânete saygısızlıkta bu kadar ileri gitmemişlerdi.. evet, firavunlar, nemrutlar bile hiçbir zaman bu ölçüde bir seviyesizliğe düşmemişlerdi. Eski-yeni diktatörlerin, tiranların ağızları hiçbir zaman bu kadar yırtık, düşünceleri bu kadar kirli ve beyanları da bu kadar saygısızca olmamıştı. Dahası, geçmişin o cebbar sîmâları, bazıları itibarıyla ulûhiyet iddiasında bulundukları hâlde her zaman hasımlarına kendilerini ifade etme imkânını vermiş ve onları dinleme centilmenliğinde bulunmuşlardı.

Keşke içimizdeki bir kısım Allah Peygamber düşmanları da bu kadar insaflı olabilselerdi.. ve keşke bu endâzesiz ağızlar çağımızın bir kısım despotları yerine şanlı geçmişimizin aydınlık şahsiyetlerini örnek alabilselerdi!.. Ama kim bilir belki de bunca inhiraf ve kaymalardan sonra bir gün biz de kendi millî yörüngemizi bulur ve yeniden kendi derinliklerimize uyanırız!..

“Âbisten-i safâ vü kederdir leyâl hep, Gün doğmadan meşîme-i şebden neler doğar” (Rahmi)
222