İçeriğe geç

Böyle birinde hissiyat, “ümit burcu” der, O’na yönelir. Korku-endişe, rahmet sarmallarıyla taaddüle uğrar, ayn-ı recâ olur; tevekkül-teslimiyet, engelleri dümdüz, düzlükleri de pürüzsüz hâle getirir. Arzu, istek ve emeller, gözleri hep O’nun kapısında, uçabildikleri kadar yüksek uçar, hep ruhun “Sidretü’l-Müntehâ”sı etrafında döner durur ve ağlarını sürpriz iltifatlara açık tutarlar.

142