İçeriğe geç

Bugün dört bir yanda yükselen âh u efgân gidip ta ayyuka dayanmakta, zalimler sürekli kin, nefret soluklamakta; mazlum, iniltilerini –hâlâ mevcudiyeti söz konusu ise– mâşerî vicdana duyurmaya çalışmakta, hukuk hem de “hak” diyenlerin ayakları altında ezilmekte ve kaba kuvvet lanet ile anılan cebbarlara rahmet okutturacak kadar tuğyan içinde; lâahlâkîlik, Sodom ve Godom’da olanların bilmem kaç kadem önünde.. Âkifçe bir ifade ile arz edecek olursak:

“ Hayâ sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki her yerde Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde; Vefâ yok.. ahde hürmet hiç.. emanet lafz-ı bî medlûl; Yalan râiç, hıyanet mültezem her yerde, hak meçhul. ……….. Beyinler ürperir yâ Rab ne korkunç inkılâp olmuş, Ne din kalmış ne iman, din harap iman türap olmuş…”

Bu hâl böyle devam ederse, kim bilir daha nice haklar çiğnenecek, nice vicdanlar susturulacak; ne zulümler alkışlanacak, ne ifritten tiranlara yahşiler çekilecek ve nice hayâsızlıklar işlenecek..!

Her şeye rağmen bizim insan mahiyetinde mündemiç bulunan iyilik nüvelerinin bir gün mutlaka inkişaf edeceğine, ne olursa olsun, insanoğlunun dönüp bir kere daha kendini keşfedeceğine, aklını, gönlüyle buluşturacağına, evrensel insanî değerlere yöneleceğine ve bütün olumsuzluklara “Yeter!” diyeceğine inancımız tamdır.. hakkı ihtiraslarına kurban edenlerin, kuvveti her şey sayanların, hâdiseleri kendi vicdanlarının darlığıyla yanlış okuyanların bir gün mutlaka ettiklerine pişman olup ağlayacaklarını daha şimdiden görür gibi oluyoruz.

139