Evet biz, batı illüzyonuna kapıldığımız günden bu yana o, elli defa kendi kendini değişik şekillerde mânâlandırdı. Elli defa hakikat ölçüsü saydığı şeyleri kaldırıp bir kenara attı ve kim bilir kaç defa istihale geçirdi… Durum böyle olunca, o zaman, kimin, hangi devreye ait nesini alacak ve hangi batıyı taklit edeceksiniz? Biz batıda her meselenin halledildiğini ve her şeyin müşterek bir ölçüye bağlandığını sayıklayıp duralım; o, dün her düşüncesini kürenin hendesî durumu içinde sınırlandırıyor, mânâlandırıyor, insanı kendi kendine bağlıyor, dünyayı tesadüflerin kolları arasına atıyor ve ona göre yorumluyordu. Şimdi ise, insanın, belirli bir var oluş keyfiyetinde olduğunu (situation) ve hakikati kendi özünün derinliklerinde bulup, yine kendi kendine göre kavrayabileceğini propaganda ediyor.. ona göre, bir bakıyorsun, kâinat insan merkezli oluyor.. bir bakıyorsun, kâinat dahil hiçbir şeyin merkezi yok; her nesne, onu müşâhede edenin bulunduğu yer ve görüş açısına göre değişik merkezlerle irtibatlandırılıyor.
Einstein, sistemlerin kendilerine göre ayrı ayrı ölçü vasıtaları olduğunu ve bu vasıtaların öteki sistemlerde işe yaramayacağını ortaya koydu.. ve o güne kadar müdafaa edilen başka sistemleri temelden sarstı. Evet o, her objeyi kendi hareket zaviyesinden kucaklayabileceğimizi, hiçbir şeyin objektif bir realitesi olmadığını ispat ettiği gibi, Planck ve Heisenberg de her yerde geçerli bir ölçünün olamayacağını iddia ve ilan ettiler.