Dinin Yenilmeyen Gücü
Dünya değişip ne hâl alırsa alsın, ilim ve fen ne seviyede ilerlerse ilerlesin, insanoğlunun telâkkileri ne denli değişirse değişsin, din hissi, tarih boyu, ilmî ve fikrî hayatın şekillenmesinde, yeni yeni medeniyetlerin doğup-büyümesinde ve insanlığın tekâmülünde en birinci âmil olduğu gibi, bugün de hâlâ o büyüleyici gücüyle, dünyanın büyük bir bölümünde, bir numaralı müessir olarak tesirini sürdürmektedir ve gelecekte de sürdürmeye namzettir. Bugün yeryüzünde iki büyük medeniyetten birinin Müslümanlığa, diğerinin de Hristiyanlığa ait olması bunun en canlı, en çarpıcı misalidir.
Bizdeki bir kısım müstağripler görmezlikten gelseler bile, batılı kendi hesabına oldukça kadirşinas ve bugünkü medeniyet ve kültürünün kaynağına karşı da bizi utandıracak kadar saygılı görünmektedir. Evet o, bir yandan İncil buudlu parti ve iktidarlarıyla, kendi kültürünün bu önemli rüknüne karşı vefa borcunu eda etmeye çalışırken, diğer yandan da Hz. Mesih adına, dünyaya kurtuluş ve ümit mesajları sunmayı ihmal etmemekte, hatta bu mevzuda havariyane bir gayret içinde bulunmaktadır.