Okyanuslara açılma, kıtalar keşfetme onu mutlu etmedi; aksine ona sefaletler getirdi. Öyle de onun, geleceğin rengârenk dünyalarından da elde edeceği fazla bir şey olmayacağı kanaatindeyiz. Keşke, ona vaad edeceğimiz yeni dünyalara bedel, ruhunu mahbesten kurtararak onu, vicdanî varlığına erdirebilsek; eşya ile arasındaki yabancılığı gidererek, kâinatla bütünleşmesini temin edebilseydik. Heyhât biz bunu yapmadık! O ise değişip duran çevre karşısında, sinema seyircisinin perdede cereyan eden hâdiselere yabancılığı gibi, hep eşya ve hâdiselere karşı yabancı kaldı. Kendindeki ledünnî2 gücü kullanıp, bir arı gibi bin bir çiçekle sözleşmesi ve harika maharetiyle irfan petekleri inşa etmesi beklendiği her noktada o kendini âciz, rehbersiz, çevresini de, katı, camid ve kullanılmaya elverişsiz bir kısım malzeme yığını olarak gördü ve hiçbir şey yapamadı.
Evet, o, varlığının özü olan ruhunu, geçmiş deyip üzerine bir mezar ördüğü kültürünü ve bütün duygu dünyasını bir haliçe gibi saran değerlerini göremedi, bilemedi ve tanıyamadı. Rönesans şarabını içerken de, feza fevvaresine kapılıp yukarılarda dönerken de…
Şimdi insanımıza yeni bir bakış kazandırma ve kendi kendini yenilemesine delalet etme gibi, dev bir mesele ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Ona, gerçek hakkındaki tercihleri nasıl yaptıracağız? İç âlemiyle dış dünyası arasındaki kopukluğu nasıl gidereceğiz? Geçmişi hazır zamanla, hazır zamanı gelecekle uzlaştırıp beklenen terkibi yapabilecek miyiz…?
Bunlar mutlaka yapılmalıdır. Çünkü bunların yapılmasında, insanımızın kendine ermesi ve geleceğin ümit ve itminanı vardır. Ve bu terkiple, âfâk, enfüsün emrine girecek, kâinat ruhun kitabı olacak, geçmiş geleceğin meşcereliği3 hâline gelecek; insan gönlü, bu pozitif ve negatif kanatlarla yükseklere çıkacak ve orada gerçek mutluluk ve ümidin saraylarını kuracaktır.
Dipnotlar
- 2 Ledün: İç âlemdeki derinlik, gizlilik. Gizliliklere ve ilahî sırlara vâkıf olma ilmi.
- 3 Meşcer: Ağaçlık yer, koru.