İnsana Saygı
İnsanı, insan olduğu için sevmek ve ona saygılı olmak; Yaratıcı’ya saygılı olmanın ifadesidir. Yoksa kendi gibi düşünenleri sevmek ve saymak, samimî ve insanca bir sevgi ve saygı değil, bir bencillik ve insanın kendi kendini putlaştırması demektir. Hele hele, temel düşünce ve tasavvurda, aynı çizgide olup da, tıpatıp bizim gibi düşünmeyenleri horlama ve hakir görme bir mürüvvetsizlik ve hodgâmlıktır.
Bizler, geleceğin mimar ve kurucularını, meseleleri çıkış noktalarına, sebeplere göre değil; gayelere göre mütalaa edecek yüksek himmetli bir kadro olarak düşünüyoruz. Mademki, aynı düşüncede olan biz bütün millet fertleri, değişik yol ve stratejilerle dahi olsa hep aynı noktaya varmak için çırpınıp duruyoruz, ne diye bu yüce hedefin mukaddes yolcularını karalayacağız ki?..
İnsanlığın gelecekte alacağı cebrî keyfiyet, hele içinde bulunduğumuz dünya itibarıyla, bizi o türlü dikkat ve teyakkuza zorluyor ki, şu anda aceleden vereceğimiz herhangi bir kararın, ileride telafisi imkânsız hatalara sebebiyet verme ihtimali vardır. Bunun içindir ki, geleceğin mimarları, kuracakları dünyayı, insanlık sevgi ve saygısına dayalı bir mânâ ve “görünüm” içinde kurma mecburiyetindedirler.
Muasır dünya, getirdiği şeylerle bizi karanlık yollara saldı. Ve şu anda, ne olduğunu bilmediğimiz bir sürü mesele ile karşı karşıya bulunuyoruz. Halline uğraştığımız bu meseleler alabildiğine muğlak görünmekte, neticeleri de o nispette tenakuzlarla dolu… Evet; insanlığa âb-ı hayat getirmek için Kafdağı’na azmetmiş binlerce Hızır var; fakat hiçbirinde ölümsüzlük iksirinin emaresi mevcut değil. Ve bu havari taslaklarının bütün gayretlerine rağmen, insanlık ruhuna saygı ciddî tehlikelerle yüz yüze bulunmaktadır.