İçeriğe geç

Günümüzün insanı, baharın yolunda bir çiçeğin mahkûmu; deryanın peşinde bir katrenin zebunu olmuştur. Bana öyle geliyor ki, ona yeni bir bakış kazandıracağımız âna kadar da, bu perestişkârlığın önüne geçmek mümkün olmayacaktır. Ama, her şeye rağmen bizler, doğruya tercüman olmakla mükellefiz. Keşke olabilseydik..!

Gözümüze giren ve kalbimizi dolduran hava ne kadar cazip ve büyüleyici olursa olsun, gönül verdiğimiz hakikati unutmamıza asla cevaz verilemez. Aynı toplum içinde bulunan bizler, birbirimize yabancı kalamayız. İyinin ve güzelin tekeli elimizde değil ki, aynı hedefe doğru bir başka yolun yolcusuna savaşımız tecviz edilsin.

Farklı düşüncedeki birinin, yol ve sisteminin kritiğini yapabiliriz. Bu, aklın farklı işleyişinin ifadesidir. Ama, eğer, aynı ufka ulaşmak için çırpınıp duruyorsak, hiç olmazsa onun düşüncesine de saygı göstermeliyiz. Bu, aynı hedefe yönelik bulunmanın, aynı imanı taşıyor olmanın, aynı terminolojiyi kullanmanın ve nihayet her şeyin üstünde Yüce Yaratıcı’nın tebcil ettiği mukaddes mânâya saygının gereğidir.

İnsana saygılı olalım! Onun hâvi bulunduğu yüce hakikatlere saygılı olalım. Yaratan’ından ötürü, onu sevip saymasını bilelim. Bu anlayış içinde geliştirebildiğimiz bir topluluk, eninde sonunda kendine gelecek ve kaybettiği şeyleri telafi etmesini bilecektir.

29