Karanlık ve upuzun yılların sahnelendirdiği, yığın yığın felaketler içinde didinip duran ve düşe kalka yürüyen günümüzün bahtsız nesilleri, ancak geçmişten alacakları ibret dersleriyle geleceği kurabileceklerdir. Yoksa onlar için de aynı akıbet kaçınılmaz ve mukadderdir. Ah, keşke ders alınabilseydi…! Ne acıdır ki, daha hayatımızın baharında iken, bizden evvelkileri batıran aynı levsiyâta5 hem de göz göre göre gidip gömüldük ve henüz dirilmenin yolunda iken, ölüme davetiye çıkarmaya başladık. Yani, rahata, rehavete dalarak, bu toprak ve bu ülkenin insanlarını bütün bütün unuttuk. Ötelere ait yumuşak yaşayışı, çekip buraya getirdik ve bedenî hazlarından başka bir şey düşünmeyen nefsinin esiri yığınlar hâline geldik. Bin şevk yürümeye koyulduğumuz kudsîler yolundan geriye dönerek, en büyük iş ve vazifeleri, dünyanın aldatıcı süs ve ziynetine feda ettik. Evet, bir kelepir uğruna okçular tepesini6 terk ettik…
“Eyvah! Aldandık. Şu dünya hayatını sabit zannettik. O zan sebebiyle de bütün bütün zayi ettik. Evet, şu güzerân-ı hayat7, bir uykudur; bir rüya gibi geçti. Şu temelsiz ömür de çay gibi akar gider.”8 Ve bizler, binlerce paradoksla üst üste yara alırken, özümüze ait her şeyi yitirirken, hâla Belh hükümdarı gibi, müdebdeb saraylarda, muhteşem koltuk ve yumuşak döşekler üzerinde, sevgiliye vuslat türküleri söylemekle kendimizi aldatacaksak, bir gün bize de: “Çatıda deve aranmaz!”9 diyenler çıkacaktır.
Bu mütalaamızı, herkesin ganimete koştuğu, her şeyin rahat ve rehavete feda edildiği bir devirde, maddî-mânevî hazlarını ve füyûzat hislerini unutmaya âmâde bulunan, mukaddes neslin dikkat nazarına arz ediyoruz.
Dipnotlar
- 5 Levsiyât: Kirli, pis şeyler.
- 6 Okçular tepesi: Uhud savaşı sırasında Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ne pahasına olursa olsun okçulara ayrılmamasını sıkı sıkıya tembih ettiği meşhur tepe.
- 7 Güzerân-ı hayat: Geçici hayat.
- 8 Bediüzzaman, Sözler s.227 (On Yedinci Söz, İkinci Makam).
- 9 Çatıda deve arama: Belh Padişahı olan İbrahim b. Edhem, bir gün sarayında yatarken çatıda bir gürültü işitir, ne olduğunu sorunca yukarıdaki kişi, kaybettiği develerini aradığını söyler. Bunun üzerine Padişah; “Çatıda deve mi aranır?” diye çıkışır. Kendisini irşad etmek için bu yolu seçen Hak dostu da: “Ya atlas döşeklerde, Hakk’a vuslat mı aranır?” diye cevap verir. Bu sözün tesiriyle Padişah Hakk’ın rızası yolunda dünya saltanatını terk eder.