İçeriğe geç

خَتَمَ اللّٰهُ : Cebriye, bu ifadeyi, إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا’da anlatılan hususa bir sebep veya –farklı bir ifadeyle– onu bunun neticesi sayarak “Allah’ın onların kalblerini mühürlemesi sebebiyle onlar küfre düştüler.” ya da tabir-i diğerle, “Onların küfre girmesi, Allah’ın onların kalblerini mühürlemesi neticesi olmuştur.” diyerek bu insanların küfre düşmelerini tamamen Cenab-ı Hakk’a isnat etmişlerdir. Mutezile ise tam tersini iddia etmiş, yani إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا’yu خَتَمَ اللّٰهُ’ya bir sebep sayarak, “Kendi iradeleriyle küfre girmeleri yüzünden Allah onların kalblerini mühürledi.” ya da “Kendi iradeleriyle küfre girmeleri, Allah’ın onların kalblerine mühür vurmasını netice verdi.” diyerek böylelerinin kalblerinin mühürlenmesini, –âdeta zaruri bir netice olarak– tamamen onların iradelerine, iradeleriyle girdikleri küfre vermiştir. Ehl-i Sünnet ise, Cebriye ve Mutezile’nin düştüğü ifrat ve tefrit anlayışından ve o tür bir zaruri sebep-netice münasebetinden uzak bir yaklaşımla “Evvela onlar kendi iradelerini kullanarak küfre düşmüşler, Cenab-ı Hak da onların kalblerini mühürlemiştir.” sözleriyle düşüncelerini ortaya koymuşlardır.

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, İşârâtü’l-İ’câz’da خَتَم kelimesindeki istiare-i temsiliyeye işaret ederek şöyle demektedir:

212