İçeriğe geç
Sözler

şiddetli bir azaba müstahaktır. Hiçbir şekilde merhamete lâyık değildir.

İşte ey bedbaht dalâlet ehli ve gayrimeşru zevklere dalanlar! Şu dehşetli alçalmaya ve ezici ümitsizliğe hangi gelişmeniz, hangi ilminiz, hangi mükemmelliğiniz, hangi medeniyetiniz, hangi ilerlemeniz karşı gelebilir? İnsan ruhunun şiddetle muhtaç olduğu hakiki teselliyi nerede bulabilirsiniz? Hem güvendiğiniz, bel bağladığınız, Cenâb-ı Hakk’ın eserlerini ve ihsanlarını kendilerine isnat ettiğiniz hangi tabiatınız, hangi sebepleriniz, Allah’a ortak koştuğunuz hangi şeyler, hangi keşifleriniz, milletleriniz, bâtıl tanrılarınız sizi, sizce ebedî yokluk olan ölümün karanlığından kurtarabilir? Kabir kapısından, berzah koridorundan, mahşer meydanından, sırat köprüsünden hükmederek geçirip sizi ebedî saadete kavuşturabilir?

Halbuki kabir kapısını kapatamadığınız için siz kesin olarak bu yolun yolcususunuz. Böyle bir yolcu, öyle bir Zât’a dayanmalı ki, bütün bu büyük daire ve geniş sınırlar, onun emri altında ve idaresinde olsun. Hem ey aldanmış ve gafil bedbahtlar! “Gayrimeşru bir muhabbetin neticesi, merhametsiz azap çekmektir.” kaidesinin sırrınca, siz yaradılışınızdaki, Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ına, sıfat ve isimlerine sarf edilecek muhabbet ve marifet kabiliyetini, şükür ve ibadet donanımını gayrimeşru bir şekilde nefsinize ve dünyaya harcadığınızdan, bunun cezasını hak ediyor ve çekiyorsunuz. Cenâb-ı Hakk’a ait muhabbeti nefsinize verdiğinizden, sevgiliniz olan nefsinizin hadsiz belâsına uğruyorsunuz. Çünkü o sevgilinize hakiki bir rahat veremiyorsunuz. Hem onu hakiki sevgili olan Kadir-i Mutlak’a tevekkül ile teslim etmeyip daima elem çekiyorsunuz. Hem Cenâb-ı Hakk’ın isim ve sıfatlarına ait muhabbeti dünyaya verip sanatının eserlerini âlemdeki sebeplere bölüştürüyor, bunun belâsını çekiyorsunuz. Çünkü o hadsiz sevdiklerinizin bir kısmı “Allahaısmarladık” bile demeden size arkasını dönüp gider. Bir kısmı sizi hiç tanımaz, tanısa da sevmez. Sevse de size bir fayda vermez. Sayısız ayrılıklardan ve dönmemek üzere ümitsiz yokluklardan daima azap çekiyorsunuz.

İşte dalâlet yolundakilerin hayat saadeti, beşerî ilerleme, medeniyet güzelliği ve hürriyet lezzeti dedikleri şeylerin iç yüzü ve mahiyeti budur. Gayrimeşru zevkler ve sarhoşluk bir perdedir, o azabı geçici olarak hissettirmez. “Tuh onların aklına!” de...

768