kemâlin, rahmet ve muhabbetin birer delili, birer emaresidirler. İşte şu sonsuz kemâl vasıfları, vahidiyet ve ehadiyet yani Allah’ın birliği ve birliğinin tecellisinin her varlıkta ayrı ayrı görülmesi dairesinde meydana gelir. Demek, o dairenin dışında var olduğu zannedilen kemâl, kemâl değildir.
İşte eşyanın hakikatinin Cenâb-ı Hakk’ın isimlerine dayandığını, belki asıl hakikatin o isimlerin cilveleri olduğunu ve her şeyin pek çok yönden, pek çok dille Sâni’ini zikir ve tesbih ettiğini anla. وَإِنْ مِنْ شَيءٍ إِلاَّ يُسَبِّحُ بِحَمْدِه۪ ayetinin bir mânâsını bil ve سُبْحَانَ مَنِ اْخْتَفٰى بِشِدَّةِ ظُهُورِه۪ de. Ve ayetlerin sonlarındaki وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُوَهُوَ الْعَلِيمُ الْقَدِيرُ
وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ gibi zikir ve tekrarlardaki bir sırrı anla!
Eğer bir çiçekte O’nun isimlerini okuyamıyor ve açıkça göremiyorsan cennete bak, bahara dikkat et, yeryüzünü seyret. Rahmetin büyük çiçekleri olan cennette, baharda ve yeryüzünde yazılan isimleri açıkça okuyabilirsin, onların cilvelerini ve nakışlarını anlar, görürsün.
İkinci Bahis
Dalâlet yolundakilerin vekili, tutunacağı ve inkârını onun üzerine kuracağı hiçbir şey bulamayıp susmak zorunda kalınca şöyle der: “Ben, dünya saadetini, hayatın lezzetini, medeni ilerlemeyi ve sanattaki mükemmelliği, kendimce, ahireti düşünmemekte, Allah’ı tanımamakta, dünya sevgisinde, hürriyette ve kendime güvenmekte gördüğüm için insanların çoğunu şeytanın yardımıyla bu yola sevk ettim ve ediyorum.”
Cevap: Biz de Kur’an namına diyoruz ki: Ey biçare insan! Aklını başına al! Hak yoldan sapmışların vekilini dinleme! Eğer onu dinlersen zararın o kadar büyük olur ki, onu düşününce ruh, akıl ve kalb ürperir. Senin önünde iki yol var. Biri, inkârcıların vekilinin
Dipnotlar
- “Hiçbir şey yoktur ki, O’nu hamd ile beraber tesbih (tenzih) ediyor bulunmasın.” (İsrâ sûresi, 17/44)
- Şiddet-i zuhurundan gizlenmiş olan Zât’ı her türlü kusur ve noksan sıfatlardan tenzih ederiz. (Bkz. Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn 4/221; el-İskendarânî, Şerhu Hikemi’l- Atâiyye s. 119)
- “Her şeyi bilen, her şeye Kadir olan, yalnız O’dur.” (Rûm sûresi, 30/54)
- “O, öyle Gafûr, öyle Rahîmdir.” (Yûnus sûresi, 10/107; Ahkaf sûresi, 46/8)
- “O azizdir, hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)” (İbrahim sûresi, 14/4; Nahl sûresi, 16/60; Ankebût sûresi, 29/42; Rûm sûresi, 30/27 …)