“قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ اَللّٰهُ الصَّمَدُ Âlemin Hâlık’ı birdir; Ehad’dır, birliğinin tecellisi her bir varlıkta ayrı ayrı görülür; Samed’dir, O hiçbir şeye muhtaç olmadığı halde her şey O’na muhtaçtır. Her şeyin yaratıcısı O’dur. Zâtına ait ehadiyetiyle beraber doğrudan doğruya her şeyin dizgini ve anahtarı O’nun elindedir. Her şeyin kaderini elinde tutar, icraatında bir iş diğerine mâni olmaz. Bütün eşyada, bütün halleriyle bir anda tasarruf edebilir.” Böyle hayret verici bir hakikate nasıl inanılabilir? Bir tek Zât, sayısız yerde sayısız işi zahmetsizce nasıl yapar?
Cevap: Bu soruya gayet derin ve ince, gayet yüksek ve geniş olan bir ehadiyet ve samediyet sırrıyla cevap verilebilir. İnsanın aklı ise o sırra ancak bir temsilin dürbünüyle bakabilir. Cenâb-ı Hakk’ın Zât’ında ve sıfatlarında eşi ve benzeri yok. Fakat mesel ve temsil yoluyla icraatına bir derece bakılabilir. İşte biz de maddî temsillerle o sırra işaret edeceğiz.
Birinci Temsil: On Altıncı Söz’de ispat edildiği gibi: Bir zât, aynalar vasıtasıyla külliyet kazanır. Bir tek fert iken, sayısız yerde aynı anda bulunan küllî bir şahıs hükmüne geçer. Evet, nasıl ki cam ve su gibi maddeler cismanî şeylere ayna olur ve bir tek cismanî şey, o aynalarda külliyet kazanır. Öyle de, nuranî şeyler ve ruhaniler için misal âlemindeki hava ve esir gibi bazı maddeler ayna hükmüne geçer, şimşek ve hayal hızında birer seyahat vasıtası şeklini alır. Böylece o nuranî ve ruhani varlıklar o tertemiz aynalarda, o latif menzillerde hayal hızıyla gezerler. Bir anda binlerce yere girerler. Nuranî oldukları için ve yansımaları onların aynısı hükmünde, hususiyetlerine sahip bulunduğu için cismani varlıkların aksine, her aynada, her yerde bizzat
Dipnotlar
- “De ki: O, Allah birdir. Allah sameddir (her şey O’na muhtaç, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir.).” (İhlâs sûresi, 112/1-2)
- İhlâs sûresi, 112/1-2.
- Bkz. En’âm sûresi, 6/102; Ra’d sûresi, 13/16; Zümer sûresi, 39/62; Mü’min sûresi, 40/62.
- Bkz. Mâide sûresi, 5/120; En’âm sûresi, 6/59; Hicr sûresi, 15/21; Yâsîn sûresi, 36/83; Zümer sûresi, 39/63; Şûrâ sûresi, 42/12; Mülk sûresi, 67/1.
- Bkz. Hûd sûresi, 11/56.
- Bkz. Hûd sûresi, 11/107; Rahman sûresi, 55/29; Bürûc sûresi, 85/16.
- Bkz. Âl-i İmran sûresi, 3/26.
- Bkz. Şûrâ sûresi, 42/11.
- Bkz. Nahl sûresi, 16/60.