yay hükmündeki zerreler de zorunlu olarak O’nun kudret elinde ve ilim dairesindedir; O’nun emri, izni ve kuvvetiyle muntazaman hareket eder, vazifelerini mükemmel şekilde görürler.
Madem her bir zerrenin hareketi ve vazife görmesi, O’nun kanunu, izni ve emriyledir. Elbette simaların şahsiliği, her insanın yüzünde onu herkesten ayırt edecek bir alâmet bulunması ve yüzler gibi sesler ve diller arasında da farklar olması, apaçık bir şekilde O’nun ilim ve hikmetiyledir. İşte en yakın ve uzak örnekleri zikrederek bu silsileye işaret eden şu ayete bak:
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضِ وَاخْتِلَافُ أَلْسِنَتِكُمْ وَأَلْوَانِكُمْ إِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِمِينَ
O halde deriz ki: Ey Allah’a şirk koşanların vekili! İşte kâinat silsilesi kadar kuvvetli şu deliller tevhid yolunu, Allah’ın birliğini ispat eder ve bir Kadir-i Mutlak’ı gösterir.
Madem göklerin ve yerin yaratılışı Sâni ve Kadir bir Zât’ı, o Zât’ın sonsuz kudretini ve o sonsuz kudretin nihayetsiz derecede mükemmel olduğunu gösterir. O’nun, elbette kendisine ortak koşulan şeylerden mutlak bir istiğnası var; yani hiçbir şekilde ortağa, yardımcıya ihtiyacı yoktur. Böyle olduğu halde neden bu karanlık yolda gidiyorsunuz? Ne zorunuz var ki, o yola giriyorsunuz? Hem O’nun ortağa hiç ihtiyacı bulunmaması ve kâinattaki icraatın, sözde ortaklardan mutlak bir şekilde müstağni olmasıyla beraber; ulûhiyeti gibi, rubûbiyetinde ve yaratmasında da ortakların bulunması imkânsızdır, var olmaları akla sığmaz. Çünkü göklerin ve yerin Sâni’indeki kudretin hem mükemmel hem sonsuz olduğunu ispat ettik. Eğer ortağı bulunsaydı, sınırlı bir başka kudretin o sonsuz ve mükemmel kudreti mağlup edip bir yer tutması, ona son vermesi ve onu mânen aciz bırakıp o hadsiz kudrete bir sınır koyması gerekirdi. Hiçbir mecburiyet olmadan, sınırlı bir şeyin sonsuz bir şeye, sonsuz olduğu halde nihayet vermesi ve onu sınırlı hale getirmesi gerekirdi ki, bu, muhallerin en akla sığmaz olanı ve imkânsızlığın en katmerlisidir.
Dipnotlar
- “O’nun varlığının ve kudretinin delillerinden biri de: Gökleri ve yeri yaratması, lisanlarınızın ve renklerinizin farklı olmasıdır. Elbette bunda, bilen ve anlayan kimseler için ibretler vardır.” (Rûm sûresi, 30/22)