İçeriğe geç
Sözler

çıkarsın ve huzuruna yakınlıkla şereflendirsin... Ahiret âlemlerinde dolaştırsın ve ona, bütün kullarına rehberlik, rubûbiyetinin saltanatına ilancılık, rızasını tebliğ ve kâinat sarayındaki yaratılış kanunlarını tefsir etmek gibi pek çok vazife versin... Mucizelerinin nişanlarıyla onun farklılığını, seçkinliğini göstersin... Kur’an gibi bir ferman ile o şahsın, kendi has ve dosdoğru bir tercümanı olduğunu bildirsin…

İşte Mirac’ın pek çok hikmetinden birkaçını şu temsilin dürbünüyle örnek olarak gösterdik. Diğerlerini de bunlara kıyaslayabilirsin...

İkinci Temsil

Mesela ilim sahibi bir zât, mucizevî bir kitap yazsa... Öyle bir kitap ki, her sayfasında yüz kitap kadar hakikat, her satırında yüz sayfada izah edilecek ince mânâlar, her kelimesinde yüz satırda anlatılacak hakikatler, her harfinde yüz kelimeyle tarif edilecek nükteler bulunsa… O kitabın bütün mânâ ve hakikatleri, o mucize sahibi kâtibin manevî kemâl vasıflarına baksa, işaret etse… O zât elbette öyle bitmez bir hazineyi kapalı bırakıp abes hale getirmeyecek, o kitabı herhalde birilerine ders verecektir. Ta ki o kıymetli kitap mânâsız kalıp beyhude olmasın. O zâtın gizli kemâl vasıfları ortaya çıkıp manevî güzelliği görünsün. O da memnun olsun ve sıfatlarını, güzelliğini sevdirsin. Hem o zât, o harika kitabı bütün mânâlarıyla, hakikatleriyle ders verecek birini, ilk sayfasından sonuna kadar kitabın üstünden ders vere vere geçirecektir.

Aynen öyle de: Yarattığı her şeyi benzersiz sanatıyla nakış nakış işleyen Ezelî Zât, kemâlâtını, güzelliğini ve isimlerinin hakikatlerini göstermek için şu kâinat kitabını öyle bir tarzda yazmıştır ki, bütün varlıklar O’nun sonsuz kemâl vasıflarını, isim ve sıfatlarını sayısız yönden bildirir, ifade eder. Elbette bir kitabın mânâsı bilinmezse kıymeti hiçe iner. Bilhassa böyle her bir harfi binlerce mânâyı içeren bir kitabın kıymeti hiç hükmüne inemez, indirilmez. Öyleyse o kitabı yazan, elbette onu bildirecek, her toplumun kabiliyetine, bünyesine göre bir kısmını anlattıracaktır. Hem tamamını en geniş nazarlı, en küllî şuurlu, en seçkin kabiliyetli ferde ders verecektir. Öyle bir kitabın tamamını ve geniş hakikatlerini ders vermek için o ferde gayet yüksek, manevî bir yolculuk yaptırmak hikmetin gereğidir. Yani onu, o kitabın birinci sayfası olan sayısız varlık tabakalarının bir ucundan, son sayfası olan

699