İçeriğe geç
Sözler

zorba kimseleri ulûhiyet iddiasına yöneltir. Hem Cenâb-ı Hakk’ın yarattığı sanatlı bir varlıktaki, bir nakıştaki güzelliği o şeyin kendisine mal eder; her şeyi benzersiz bir sanatla yaratan ve nakış nakış işleyen Sâni ve Nakkaş Zât’ın maddîlikten yüce ve mukaddes güzelliğinin bir yansıması olarak görmez. “Ne güzel yapılmış” yerine, “Ne güzeldir” der. O şeyi tapılmaya lâyık bir put mertebesine koyar. Hem herkese satılan, sahte yaldızlı, kendini beğendirmeye çalışan, gösterişçi, riya dolu bir güzelliği takdir ettiği için riyakârları alkışlamış, putları kendi sözde kullarına abide yapmıştır. O zakkum ağacı, öfke hissi bulunan dalında, biçare insanlığın başında küçük-büyük Nemrutları, Firavunları, Şeddadları yetiştirmiştir. Fikir ve mantık dalında ise ahireti inkâr edenleri, maddecileri, tabiatçıları meyve vermiş ve insanlığın beynini bin parçaya bölmüştür.

Şimdi şu hakikati aydınlatmak için felsefe yolunun çürük esasları ile peygamberlerin yolunun dosdoğru, sarsılmaz esaslarından doğan neticelerin binlerce kıyaslamasından, örnek olarak üç-dört tanesini göstereceğiz.

• Mesela: Peygamberlerin rehberliğinde dinin, insanın şahsi hayatındaki neticelerinden olan تَخَلَّقُوا بِأَخْلَاقِ اللّٰهِ “İlahî ahlâk ile ahlâklanıp Cenâb-ı Hakk’a, küçüklüğünüzün şuuru içinde yönelerek aczinizi, fakrınızı ve kusurunuzu biliniz, O’nun dergâhına kul olunuz.” düsturu nerede… Felsefenin, “insanın asıl gayesinin Vâcibü'l-Vücûd Zât’a benzemek” olduğunu iddia eden, kendini beğenmişçesine “Vâcibü'l- Vücûd’a benzemeye çalışınız.” diyen kaidesi nerede? Evet, insanın sınırsız acz, zaaf, fakr ve ihtiyaçla yoğrulmuş mahiyeti nerede; sonsuz kudret, kuvvet ve zenginlik sahibi, hiçbir şeye muhtaç olmayan Vâcibü'l-Vücûd nerede?..

• İkinci Misal: Peygamberlerin bildirdiği emirlerin toplum hayatındaki neticelerinden veyahut güneş ve aydan tut, bitkileri hayvanların imdadına, hayvanları insanın imdadına, hatta gıdalardaki zerreleri beden hücrelerinin imdadına ve yardımına koşturan yardımlaşma düsturu; cömertlik, ihsan ve ikram kanunu nerede... Felsefenin toplum

658