Hatta felsefe silsilesinin en mükemmel fertleri ve dâhileri olan Platon, Aristoteles, İbni Sina ve Farabî gibi filozoflar, “İnsanın asıl gayesi, ‘teşebbüh-ü bil-vâcib’dir, yani Vâcibü'l-Vücud’a benzemektir.” deyip firavunca bir hükme varmışlar. Benliği kamçılayıp şirk derelerinde serbestçe koşturarak sebeplere, putlara, tabiata ve yıldızlara tapmaya kadar varan türlü şirk yollarına meydan vermişler. İnsanın özünde bulunan acz ve zaaf, fakr ve ihtiyaç, noksanlık ve kusur kapılarını kapayıp kulluğun yoluna set çekmişler. Tabiata saplanmış, şirkten tamamen çıkamamış, şükrün geniş kapısını bulamamışlar.
Peygamberler ve onların takipçileri ise insanın gayesi, vazifesi ilahî ahlâk ve yüksek seciyelerle ahlâklanmak, aczini bilip Cenâb-ı Hakk’ın kudretine sığınmak, zayıflığını görüp O’nun kuvvetine dayanmak, fakrını görüp rahmetine güvenmek, ihtiyacını görüp O’nun cömertliğinden yardım dilemek, kusurunu görüp af kapısını çalarak istiğfar etmek ve noksanlığını görüp O’nun kemâl vasıflarını tesbih etmektir, diyerek kulluğa yakışır bir hükme varmışlar.
İşte dini tanımayan felsefe böyle yolunu şaşırdığı için benlik kendi dizginini eline almış, dalâletin her türlüsüne koşmuştur. Benliğin bu yüzünde bir zakkum ağacı büyüyüp insanlık âleminin yarısından fazlasını kaplamıştır.
O ağacın, şehvanî ve hayvanî arzular bulunan dalında insana sunduğu meyveler; putlar ve bâtıl ilahlardır. Çünkü felsefenin temelinde kuvvete üstünlük tanınır; hatta “Hüküm, üstün olanındır.” şeklinde bir düsturu bulunur. Felsefe, “Üstün olanda kuvvet, kuvvette de hak vardır.” der. Zulmü mânen alkışlar, zalimleri cesaretlendirir ve
Dipnotlar
- Bkz. Nisâ sûresi, 4/28.
- Bkz. Fâtır sûresi, 35/15.
- Güzel ahlâk ile alâkalı olarak bkz. Ahzâb sûresi, 33/21; Kalem sûresi, 68/4; el- Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl 2/312; İbni Abdilberr, et-Temhid 16/254; el- Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ 10/191.
- Bkz. Tevbe sûresi, 9/118.
- Bkz. Enbiyâ sûresi, 21/83.
- Bkz. Enbiyâ sûresi, 21/87.
- Bkz. Mü’minûn sûresi, 23/118.
- “Hüküm, çoğunluğa göre verilir.” (es-Serahsî, el-Mebsût 5/140; el-Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’an 5/208; el-Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’ 1/303).
- Haşiye: Din ise “Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir.” der, zulmü keser atar ve adaleti sağlar.