İçeriğe geç
Sözler

bilhassa kâinat semâsında daima parlayan ve hiç batmayan, hakikat âleminin güneşler güneşi olan Kur’an-ı Mucizü’l Beyan’ın haberleri ve peygamberlik güneşi olan Zât-ı Ahmediye’nin (aleyhissalâtü vesselam) şahitliği ve gördükleri, hiç mümkün müdür ki şüphe kabul etsin! Madem tek bir ruhaninin herhangi bir zamandaki varlığı, bütün ruhanilerin varlığının hakikatini gösteriyor ve böylece onların bir tür olarak varlığı anlaşılıyor. Elbette bu hakikati en güzel, en makul ve en makbul şekilde şeriat şerh etmiş, Kur’an göstermiş ve Sahib-i Mirac (aleyhissalâtü vesselam) görmüştür.

Dördüncü Esas

Şu kâinattaki varlıklara dikkatle bakılsa, tek tek varlıkların olduğu gibi küllî şeylerin de birer manevî şahsiyetinin ve küllî vazifesinin bulunduğu görülür. Âlemde topyekûn bir hizmet vardır. Mesela bir çiçek, kendince bir sanat nakşı gösterip hal diliyle Fâtır’ın isimlerini zikrettiği gibi, yeryüzü bahçesi de bir çiçek hükmündedir ve gayet muntazam, küllî bir tesbih vazifesi bulunur. Hem nasıl ki bir meyve, bir düzen içinde Cenâb-ı Hakk’ın büyüklüğünü ilan ve O’nu tesbih eder. Aynen öyle de, koca bir ağacın bütün dalları ve gövdesiyle gayet muntazam, fıtrî bir vazifesi ve kulluğu vardır. Nasıl bir ağaç, kelimeleri olan yaprak, meyve ve çiçekleriyle tesbihatını yapar. Aynı şekilde, koca gök denizi de kelimeleri hükmündeki güneş, yıldızlar ve ay ile Fâtır-ı Zülcelâl’ini tesbih eder, Sâni-i Zülcelâl’ine hamd eder ve bunun gibi… Yeryüzündeki her bir varlık görünüşte cansız ve şuursuz olduğu halde, hepsinin hayat dolu ve şuurlu vazifeleri, tesbihatları vardır. Elbette, melekler nasıl o varlıkların ruhlar âleminde temsilcisidir, onların tesbihatını ifade eder; aynı şekilde onlar da şu görünen âlemde meleklerin suretleri, evleri, mescitleri hükmündedir.

Yirmi Dördüncü Söz’ün Dördüncü Dal’ında söylendiği gibi, şu âlem sarayının Sâni-i Zülcelâl’inin o sarayda vazife verdiği dört kısım hizmetkârdan birincisi, melekler ve ruhanilerdir. Madem bitkiler ve cansız varlıklar bir bilenin emrinde bilmeden çalışan gayet mühim, ücretsiz hizmetkârlardır. Madem hayvanlar, az bir ücret karşılığında, gayet büyük maksatlara bilmeden hizmet ediyor. Ve insan, ertelenmiş ve peşin olmak üzere iki ücret karşılığında o Sâni-i Zülcelâl’in emirlerine

622