İçeriğe geç
Sözler

ve işitmiyor musun ki, bütün dinler, Hazreti Âdem zamanından bugüne kadar her asırda meleklerin ve ruhanilerin varlığının hakikatinde ittifak etmişlerdir. İnsanların birbirinden bahsetmesi, rivayet aktarması ve birbirleriyle konuşması gibi, meleklerle de konuşulduğu, onların gözle görüldüğü ve onlardan haberler rivayet edildiği hususunda birleşmişlerdir. Acaba meleklerden hiçbiri açıkça görülmeseydi, birinin ya da birçoğunun varlığı aşikâr şekilde, kesin olarak bilinmeseydi, açıkça hissedilmeseydi, böyle bir ittifakın ve kabulün devam etmesi mümkün olur muydu? Böyle müspet ve varlıkla alâkalı, şahitliğe dayanan bir meselede içine yalan karışması mümkün olmayan kesinlikte haberlerle, sürekli bir ittifak devam edebilir miydi?

İşte hiç mümkün müdür ki, herkesçe kabul görmüş bu inancın kaynağı zaruri prensipler ve apaçık tecrübeler olmasın!

Hem hiç mümkün müdür ki, temelsiz bir vehim, insanlığın yaşadığı bütün inkılâplarda, bütün inanç sistemlerinde devam etsin, sürekli olsun!

Hem hiç mümkün müdür ki, bütün dinlerin bu meseledeki büyük ittifakının bir delili, kesin bir seziş ve tecrübeye dayalı şüphesiz bir inanç olmasın!

Hiç mümkün müdür ki, o kesin seziş ve tecrübe kaynaklı inanç sayısız emareye, o emareler sayısız şahitliğe ve şahit olunan o hadiseler, şeksiz ve şüphesiz, zaruri prensiplere dayanmasın.

Öyleyse, dinlerce kabul görmüş bu inancın sebebi ve delili, doğruluğunda şüphe bulunmayan manevî bir ittifak kuvvetini ifade eden, melekleri ve ruhanileri pek çok kere görmekten doğan zaruri prensipler ve kesin esaslardır.

Hem hiç mümkün müdür ki, insanlık göğünün güneşleri, yıldızları, ayları hükmünde olan peygamberlerin ve velilerin, yanlışlığına ihtimal bulunmayan manevî bir ittifakla haber verdikleri ve şahitlik ettikleri “meleklerin, ruhanilerin varlığı ve görülmesi” meselesi şüphe kabul etsin, bir tereddüde yer bıraksın! Bu hiç akla sığar mı? O zâtlar bu meselede bilhassa ihtisas ve söz sahibidirler. Mâlumdur ki, bir meselede iki ihtisas sahibi, öyle olmayan binlerce kişiye tercih edilir. Hem o zâtlar bu meseleyi ispat edebilme konumundadır. Yine mâlumdur ki, bir meselede iki şahit binlerce inkârcıdan üstündür. Ve

621