İçeriğe geç
Sözler

Mesela:

أَفَلَمْ يَنْظُرُوا إِلَى السَّمٓاءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ ۝ وَالْأَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَأَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ وَأَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ ۝ تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنِيبٍ ۝ وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمٓاءِ مٓاءً مُبَارَكًا فَأَنْبَتْنَا بِه۪ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ ۝ وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ ۝ رِزْقًا لِلْعِبَادِۙ وَأَحْيَيْنَا بِه۪ بَلْدَةً مَيْتًا كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ

ayetlerine bak! Kur’an’ın semâsında, bu sûrenin burcunda parlayan yıldızlar misali, cennet meyveleri gibi olan şu tasvirlerdeki, şu icraatın beyanındaki muntazam belâgat, pek çok tabakada haşrin delillerini zikredip neticesini كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ tabiriyle ispatlamak ve sûrenin başında haşri inkâr edenleri susturmak nerede... İnsanların kendileriyle alâkasız işlerden lüzumsuz yere bahsetmeleri nerede!.. Bu, taklit suretindeki çiçek resimlerinin, hakiki, canlı çiçeklere nispeti derecesinde dahi olamaz! أَفَلَمْ يَنْظُرُوا ifadesinden ta كَذٰلِكَ الْخُرُوجُ’a kadar güzelce mealini söylemek bile çok uzun sürer. Yalnız bir işaret edip geçeceğiz. Şöyle ki:

Kâfirler haşri inkâr ettiklerinden, Kur’an onları haşri kabule mecbur bırakmak için sûrenin başında şöylece uzun bir giriş yapar. Der ki: “Hiç üstünüzdeki gökyüzüne bakmıyor musunuz; onu ne kusursuz, muhteşem bir şekilde, nasıl bina etmişiz… Hem görmüyor musunuz ki, göğü nasıl yıldızlarla, ay ve güneşle süslemişiz, onda hiçbir kusur ve noksanlık bulunmuyor… Hem fark etmiyor musunuz; yeryüzünü altınıza nasıl sermişiz, sayısız hikmetle donatmışız… Dağları sabit olarak yerleştirmişiz, sizi denizin istilasından onlarla koruruz. Hem görmüyorsunuz, orada ne kadar güzel, rengârenk, her cinsten çift çift yeşillikleri, bitkileri, çiçekleri

524