اَللّٰهُمَّ أَغْنِنَا بِالْاِفْتِقَارِ إِلَيْكَ وَلَا تَفْقُرْنَا بِالْاِسْتِغْنَاءِ عَنْكَ
تَبَرَّأْنَا إِلَيْكَ مِنْ حَوْلِنَا وَقُوَّتِنَا وَالْتَجَأْنَا إِلٰى حَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ فَاجْعَلْنَا مِنَ الْمُتَوَكِّلِينَ عَلَيْكَ ]وَلَا تَكِلْنَا إِلٰى أَنْفُسِنَا[ وَاحْفَظْنَا بِحِفْظِكَ وَارْحَمْنَا وَارْحَمِ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ عَبْدِكَ وَنَبِيِّكَ وَصَفِيِّكَ وَخَلِيلِكَ وَجَمَالِ مُلْكِكَ وَمَلِيكِ صُنْعِكَ وَعَيْنِ عِنَايَتِكَ وَشَمْسِ هِدَايَتِكَ وَلِسَانِ حُجَّتِكَ وَمِثَالِ رَحْمَتِكَ وَنُورِ خَلْقِكَ وَشَرَفِ مَوْجُودَاتِكَ وَسِرَاجِ وَحْدَتِكَ فِي كَثْرَةِ مَخُلُوقَاتِكَ وَكَاشِفِ طِلْسِمِ كَائِنَاتِكَ وَدَلَّالِ سَلْطَنَةِ رُبُوبِيَّتِكَ وَمُبَلِّغِ مَرْضِيَّاتِكَ وَمُعَرِّفِ كُنُوزِ أَسْمٓائِكَ وَمُعَلِّمِ عِبَادِكَ وَتَرْجَمَانِ اٰيَاتِكَ وَمِرْاٰتِ جَمَالِ رُبُوبِيَّتِكَ وَمَدَارِ شُهُودِكَ وَإِشْهَادِكَ وَحَبِيبِكَ وَرَسُولِكَ الَّذِي أَرْسَلْتَهُ رَحْمَةً لِلْعَالَمِينَ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ أَجْمَعِينَ وَعَلٰى إِخْوَانِه۪ مِنَ النَّبِيِّينَ وَالْمُرْسَلِينَ وَعَلٰى مَلٰئِكَتِكَ الْمُقَرَّبِينَ وَعَلٰى عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ اٰمِينَ
Dipnotlar
- “Allahım, Sana karşı fakrımızla bizi zengin kıl; Senden istiğna ile bizi fakir düşürme.” el-Bâkıllânî, İ’câzü’l-Kur’ân, s. 129. Ayrıca benzer ifadeler değişik dualarda da geçmektedir: Ahmed b. Hanbel, ez-Zühd 1/71; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ 2/225; İbn Ebî Âsım, ez-Zühd 1/71, 315; el-Azîmâbâdî, Avnü’l-Ma’bûd 4/283; el- Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’ân 16/28.
- “Allahım! Biz kendi güç ve kuvvetimizden sıyrılıp Senin kuvvetine ve kudretine sığındık. Sen de bizi, Sana tevekkül edenlerden eyle. [Bizi nefsimizle baş başa bırakma] Bizi hıfzınla koru. Bize ve erkek-kadın bütün müminlere rahmet et. Kulun, nebîn, safiyyin, halilin, mülkünün cemâli, yarattığın sanatlı varlıkların melîki ve sultanı, inayetinin göz bebeği, hidayetinin güneşi, delillerinin lisanı, rahmetinin misali, mahlûkatının nuru, mevcudatının şerefi, yarattığın sayısız varlık içinde birliğinin kandili, kâinatının tılsımının kâşifi, rubûbiyet saltanatının ilancısı, razı olduğun şeylerin tebliğcisi, Senin güzel isimlerinin hazinelerinin tarif edicisi, kullarının rehberi, ayetlerinin tercümanı, rubûbiyetinin güzelliğinin aynası, Senin görülüp gösterilmene vesile olan habibin ve âlemlere rahmet olarak gönderdiğin resûlün olan Efendimiz Muhammed’e (sallallahü aleyhi ve sellem), bütün âl ve ashabına, kardeşleri olan nebî ve resûllere, Sana yakın olan büyük meleklere ve salih kullarına salât ve selam et. Âmin.”
- “Bizi nefsimizle baş başa bırakma.” Bu ifade aynen ya da yakın ifadelerle, Peygamber Efendimiz’in (sallallahü aleyhi ve sellem) değişik zamanlarda yaptığı veya tavsiye ettiği dualarında yer almaktadır: Ebû Dâvûd, edeb 101; Müsned 1/412, 5/42, 191; el-Buhârî, el-Edebü’l-Müfred s. 244; en-Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ 6/147, 167; en-Nesâî, Amelü’l-Yevm ve’l-Leyle 1/381, 413; et-Tayâlisî, el-Müsned 1/117; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 6/20; İbn Hibbân, es-Sahîh 3/250; et-Taberânî, el- Mu’cemü’l-Kebîr 5/119, 157, 9/186.