İçeriğe geç
Sözler

Hem Kur’an’ın benzerini, taklidini yapmak için gayet kuvvetli iki sebep vardı: Biri, düşmanın onunla boy ölçüşme hırsı; öteki de dostlarının onu taklit etme arzusu. İşte bu iki kuvvetli sebeple milyonlarca Arapça kitap yazılmıştır ancak hiçbiri Kur’an’a benzemez. Âlim olsun, avam tabakadan olsun her kim Kur’an’a ve onlara baksa kesinlikle diyecektir ki: “Kur’an, bunlara benzemez. Hiçbiri ona nazire olamaz.” Şu halde ya Kur’an hepsinin altında bir seviyededir. Bu ihtimal ise bütün dost ve düşmanın ittifakıyla saçmadır, akıl dışıdır. Ya da Kur’an, yazılan bütün o kitapların üstündedir.

Soru: Kimsenin Kur’an’ın benzerini yazmaya teşebbüs etmediğini nereden biliyoruz? Meydana çıkmak için kimse kendine güvenemedi mi? İnkârcıların birbirlerine yardımları da mı fayda etmedi?

Cevap: Eğer Kur’an’ın benzerini yapabilmek mümkün olsaydı, buna mutlaka teşebbüs edilirdi. Çünkü ortada izzet ve namus meselesi, can ve mal tehlikesi vardı. Ve eğer teşebbüs edilseydi, mutlaka pek çok taraftar bulunacaktı. Çünkü inkârcıların sayısı daima inananlardan fazlaydı. Eğer böyle bir teşebbüs gerçekleşseydi ve taraftar bulsaydı, mutlaka duyulurdu. Çünkü küçük bir mücadele bile insanlığın hayretini uyandırıp destanlarda meşhur olur. İslamiyet aleyhindeki en çirkin, en kötü şeyler bile dilden dile aktarılıp meşhur olurken böyle hayret verici bir mücadele gizli kalamazdı. Halbuki böyle bir teşebbüse dair bugüne kadar yalancı peygamber Müseylime-i Kezzâb’ın bir-iki sözünden başka bir şey nakledilmemiştir. Gerçi Müseylime’de belâgat vardır, fakat sonsuz bir güzelliğe, belâgate sahip olan Kur’an ile kıyaslandığında, onun sözleri de tarihe hezeyan olarak geçmiştir.

İşte demek ki, Kur’an’ın belâgatinde kesinlikle, iki kere iki dört eder derecesinde i’caz vardır.

İkinci Suret: Kur’an’ın belâgatindeki mucizeliğin hikmetini Beş Nokta’da söyleyeceğiz.

Birinci Nokta

Kur’an’ın nazmında harika bir cezâlet, yani tatlı söylenişiyle beraber bir heybet, düzgünlük ve sağlamlık vardır. İşarâtü’l İ’caz, baştan sona o nazımdaki cezâleti ifade eder.

Saatin saniyeleri, dakikaları ve saatleri sayan, kusursuz bir düzen içinde birbirini tamamlayan unsurları nasıl işliyorsa, Kur’an-ı Hakîm’in

448