gibi pek çok meselede çok fikir ayrılığı meydana gelmiş, rivayetler de çeşitli olduğundan birbirine zıt hükümler ortaya çıkmıştır.
İkinci Asıl
İslam’a dair meselelerin tabakaları vardır. Biri kesin delil isterken, diğerine herkesçe kabul görmüş bir kanaat yeter. Bir başkası da yalnız teslim, kabul ve reddedilmemeyi ister. Öyleyse iman esaslarından olmayan ikinci derecedeki meselelerde veya zamanın her bir hadisesinde şüphesiz bir inanç, kesin bir delil şart değildir. Belki yalnız reddetmemek ve teslimiyet gösterip ilişmemek yeter.
Üçüncü Asıl
Sahabe zamanında pek çok Yahudi ve Hıristiyan âlimi İslam’a girdi. Eski bilgileri de onlarla beraber Müslüman oldu. Geçmişteki bazı yanlış bilgileri İslamiyet’e ait zannedildi.
Dördüncü Asıl
Hadis rivayet edenlerin bazı sözleri veyahut hadislerden çıkardıkları mânâlar, hadisin asıl metninden sayılıyordu. Halbuki insan hatadan uzak değildir. Bu yüzden hakikate zıt bazı mânâlar veya sözler hadis zannedilerek hadis-i şeriflerin zayıflığına hükmedilmiştir.
Beşinci Asıl
إِنَّ فِي أُمَّتِي مُحَدَّثِينَ yani مُلْهَمِينَ sırrınca, keşf ehli ve velilerden ilhama mazhar olan bazı hadis âlimlerine ilham yoluyla gelen birtakım mânâlar hadis sanılmış. Halbuki evliyanın ilhamında da -bazı arızalarla- hata olabilir. İşte bu türden bir kısım şeyler hakikate zıt çıkabilir.
Altıncı Asıl
Meşhur bazı hikâyeler vardır ki, darbımesel hükmüne geçmiştir. Hakiki mânâsına değil, ne maksat için söylendiğine bakılır. İşte
Dipnotlar
- “Ümmetim içerisinde ilhama mazhar kimseler vardır.” (el-Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’an 13/174. Ayrıca Buhârî, fezâilü ashâb 6; Müslim, fezâilü’s-sahâbe 23)
- İlhama mazhar olanlar.