var ki, hikmetler saklar; görünüşte intizamsız ve karışık olan pek çok şey var ki, pek muntazam, kutsî birer yazıdır.
Üçüncü Nokta
إِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ
Madem kâinatta eşsiz güzellikte bir sanat, açıkça görüldüğü gibi, vardır ve kesindir. Elbette, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğinin de gözle görülür derecede bir kesinlikle sabit olması gerekir. Zira şu güzel varlıklardaki sanat ve nakışlar gösteriyor ki, onların sanatkârında mühim bir güzel kılma iradesi ve ziynetli yaratmak için kuvvetli bir istek vardır. Şu irade ve istek, o Sâni’de yüce bir muhabbetin ve eserlerinde ortaya koyduğu kusursuz sanatına karşı kutsî bir rağbetin var olduğunu gösteriyor. Şu muhabbet ve rağbet de yaratılmışların en nurlusu ve mükemmeli olan insana daha çok yönelip onda toplanmak ister. İnsan, yaratılış ağacının şuurlu meyvesidir. Meyve ise o ağacın en kapsayıcı, en uzak, nazarı en geniş ve şuuru küllî olan kısmıdır. İşte nazarı geniş ve şuuru küllî zât, o sonsuz güzellik sahibi Sanatkâr’a muhatap olup O’nunla görüşen, küllî şuurunu ve geniş nazarını tamamen Sâni’ine kulluğa, O’nun sanatını takdire ve nimetlerine şükretmeye sarf eden en yüksek, en parlak fert olabilir.
Şimdi iki levha, iki daire görünüyor. Biri: Gayet muhteşem, muntazam bir rubûbiyet dairesi, gayet kusursuz, ziynetli bir sanat levhası… Diğeri: Gayet nurlu, âdeta yıldızlarla bezenmiş bir kulluk dairesi; gayet geniş, kuşatıcı bir tefekkür, takdir, teşekkür ve iman levhası… İkinci daire, bütün kuvvetiyle birinci dairenin namına hareket eder.
İşte, o Sâni’in, sanatında çok dikkat gözetmesindeki bütün maksatlara hizmet eden o dairenin reisinin, Sâni’i ile ne derece irtibatlı, O’nun nazarında ne kadar sevgili ve makbul olduğu açıkça anlaşılır.
Acaba hiç akıl kabul eder mi ki, şu güzel, sanatlı varlıkların, sanatında bu derece hassas, hatta ağzın her çeşit tadını bilen ve ona göre nimet veren Sanatkârı, yeri ve göğü çınlatacak takdir nağmeleri içinde, karaları ve denizleri cezbeye getirecek şükran ve tekbir nidalarıyla,
Dipnotlar
- “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” (Âl-i İmran sûresi, 3/31)