İçeriğe geç
Sözler

Mesela: Bahar mevsiminde fırtınalı yağmur ve çamurlu toprak perdesi altında, sonsuz güzellikteki çiçeklerin ve kusursuz bitkilerin tebessümleri saklanmıştır. Güz mevsiminin haşin tahribatı, hazin ayrılık perdeleri arkasında, Cenâb-ı Hakk’ın celâl tecellilerinin mazharı olan kış hadiselerinin verdiği sıkıntıdan korumak için, nazlı çiçeklerin dostu olan nazenin hayvancıkları hayat vazifesinden terhis eder. Bununla beraber, o kış perdesi ardında nazenin, taze, güzel bir bahara yer hazırlanır. Fırtına, deprem, veba gibi hadiselerin perdesi altında gizlenen pek çok manevî çiçek açar. Büyüyüp boy atamayan birçok kabiliyet çekirdeği, dışarıdan çirkin görünen o hadiseler sayesinde tohumlar gibi sümbüllenip güzelleşir. Âdeta bütün inkılâplar ve büyük çaplı değişimler birer manevî yağmurdur.

Fakat insan, hem görünüşe aldandığından hem de bencil olduğundan, dış yüzlerine bakıp bu hadiselerin çirkinliğine hükmeder. Sadece kendini düşündüğünden, yalnız kendine bakan neticeleriyle değerlendirerek onların şer olduğu hükmüne varır. Halbuki eşyanın insana ait gayesi bir ise Sâni’inin isimlerine ait gayeleri binlercedir.

Mesela insan, Fâtır’ın kudretinin büyük mucizelerinden olan dikenli otları ve ağaçları zararlı, mânâsız görür. Halbuki onlar, ot ve ağaç türlerinin dikenlerle donatılmış kahramanlarıdır. Mesela, atmacanın serçelere musallat olması, görünüşte rahmete uygun düşmez. Halbuki serçenin kabiliyeti bu şekilde gelişir. Mesela, karın yağmasının pek soğuk ve tatsız olduğu düşünülür. Halbuki onun soğuk, tatsız perdesi altında o kadar sıcak gayeler ve öyle şeker gibi tatlı neticeler vardır ki, tarif edilemez.

Hem insan, bencilliği ve görünüşe aldanmakla, her şeyi kendine bakan yüzüyle değerlendirdiğinden, edebin kaynağı ve ta kendisi olan pek çok şeyi edebe aykırı zanneder. Mesela, tenasül uzvundan bahsedilmesi, insanlar için mahcubiyet sebebidir. Fakat şu mahcubiyet perdesi, insana bakan yüzdedir. Yoksa yaratılışa, sanata ve fıtratın gayelerine bakan yüzleri öyle perdelerdir ki, hikmet nazarıyla bakılsa tam da edep dairesindedir, mahcubiyet ona hiç temas etmez.

İşte edep kaynağı olan Kur’an-ı Hakîm’in bazı tabirleri bu yüzlere ve perdelere göredir. Evet, bize çirkin görünen mahlûkların ve hadiselerin dış sureti altında gayet güzel, hikmetli bir sanat ve yaratılışa bakan öyle güzel yüzler var ki, Sâni’ini gösterir… Çok güzel perdeler

284