Yıldızları Konuşturan Bir Yıldızname
Bir vakit Barla’da, Çam Dağı’nda, yüksek bir mevkide, geceleyin gökyüzüne baktım. Şu ifadeler birden kalbime doğdu. Yıldızların hal diliyle konuşmalarını hayalen işittim gibi yazıldı. Nazım ve şiir bilmediğim için şiir kaidelerine girmedi, ilham edildiği gibi kaldı. Dördüncü Mektup ile Otuz İkinci Söz’ün birinci kısmının sonundan alınmıştır.
“Dinle de yıldızların şu şirin hutbesini,
Nurlu nağmesini hikmet, bak nasıl beyan eylemiş.
Hep beraber nutka gelmiş, hak lisanıyla derler:
Bir Kadîr-i Zülcelâl’in haşmetli saltanatına,
Nurlu birer deliliz, Sâni’in varlığına
Hem vahdete hem kudrete şahitleriz biz!
Şu zeminin yüzünü yaldızlayan
Nazenin mucizeleri gibi melek seyranına.
Şu semânın yeryüzüne bakan, cennete dikkat eden
Binlerce dikkatli gözüz biz!41 Hِaşiye
Tûba-yı hilkatten semâvat şıkkına,
Samanyolunun dallarına,
Bir Cemîl-i Zülcelâl’in hikmet eliyle takılmış,
Pek güzel meyveleriz biz!
Şu semâvât ehline birer mescid-i seyyâr,
Birer hâne-i devvâr, birer ulvî yuva,
Dipnotlar
- Yaratılış ağacı.
- Göklerin, Allah’a secde halindeki meleklerle dolu olduğuna dair Bkz. Tirmizî, zühd 9; İbni Mâce, zühd 19.
- Dönen birer ev.