İçeriğe geç
Sözler

اَزِينْ نَيْهَا شَنِيدَتْ هُوشْ: سِتَايِشْهَايِ ذَاتِ حَيْ

İşte o neylerin sesi, semavî, yüce bir musikiden geliyor gibi saf ve tesirlidir. Akıl, o neylerden, başta Mevlânâ Celâleddin-i Rumî olmak üzere, bütün âşıkların işittikleri elemli ayrılık şikâyetlerini işitmiyor; belki o Hayy ve Kayyûm Zât’a takdim edilen Rahmanî şükürleri ve Rabbanî hamdleri dinliyor.

وَرَقْهَارَا زَبَانْ دَارَنْد هَمَه «هُو هُو» ذِكْر ارَنْد بَدَرْ مَعْنَايِ حَيُّ حَيْ

Madem ağaçlar birer ceset, bütün yapraklar da birer dil oldu. Demek her biri binlerce dille, havanın dokunmasıyla “Hû, Hû” zikrini tekrar ediyor. Hayat nimetine şükürle, dualarıyla O’nu selamlayarak Sâni’in Hayy ve Kayyûm olduğunu ilan ediyorlar.

چُو «لٓا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ» بَرَابَرْ مِيزَنَدْ هَرْ شَيْ

Çünkü her şey لٓا إِلٰهَ إِلاَّ هُوَ deyip kâinatın büyük zikir halkasında beraber zikrederek çalışıyor.

دَمَادَمْ جُويَدَنْد «يَا حَقْ» سَرَاسَرْ گُويَدَنْد: «يَا حَيْ» بَرَابَرْ مِيزَنَنْد: «اَللّٰهْ»

Her vakit, kabiliyetlerinin diliyle “Ya Hak” deyip hayat haklarını Cenâb-ı Hakk’ın rahmet hazinesinden istiyorlar. Baştan başa, hayata mazhariyetlerinin lisanıyla “Ya Hayy” ismini zikrediyorlar.

فَيَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِحَقِّ اسْمِ حَيِّ قَيُّومِ

حَيَاتِي دِه بَايِنْ قَلْبِ پَرِيشَانْ رَا اِسْتِقَامَتْ دِه بَايِنْ عَقْلِ مُشَوَّشْ رَا... اٰمِينَ.

Ya Hayy, ya Kayyum! Hayy-u Kayyum ismin hürmetine perişan kalbime hayat, karışık aklıma istikamet ver. Amin.

279