nuruyla dünyanın mahiyetini bildirerek ona aşk ve alâka duymanın pek mânâsız olduğunu anlatır. Yani insana şöyle der ve şunları ispat eder:
“Dünya, Samed Yaratıcının bir kitabıdır. Harfleri ve kelimeleri kendilerine değil, başka bir Zât’a, O’nun sıfatlarına ve isimlerine delildir. Öyleyse mânâsını bil, al; nakışlarını bırak, git!
Hem dünya bir tarladır. Onu ek, mahsulünü al, muhafaza et; kalan pisliğini at, aldatıcı yüzüne kıymet verme!
Hem dünya birbiri ardınca, sürekli gelip geçen aynalar bütünüdür. Öyleyse onlarda tecelli edeni bil, O’nun nurlarını gör! O aynalarda görünen isimlerin tecellilerini anla, sahibini sev ve yok olmaya, kırılmaya mahkûm olan o cam parçalarından alâkanı kes!
Hem dünya seyyar bir ticarethanedir. Öyleyse alışverişini yap, dön… Ve senden kaçan, sana iltifat etmeyen kafilelerin arkasından beyhude koşma, yorulma!
Hem dünya geçici bir seyir yeridir. Öyleyse ona ibret nazarıyla bak ve görünen, çirkin yüzüne değil; Cemîl ve Bâkî Yaratıcısına bakan gizli, güzel yüzüne dikkat et, hoş ve faydalı bir gezinti yap, dön… O güzel manzaraları ve güzel şeyleri gösteren perdelerin kapanmasıyla akılsız çocuk gibi ağlama, meraka düşme!
Hem dünya bir misafirhanedir. Öyleyse onu yapan, kullarını orada misafir eden Kerîm Zât’ın izni dairesinde ye, iç, şükret; kanunu dairesinde hareket et… Sonra arkana bakma; çık, git… Saçma sapan, fuzuli bir şekilde her şeye karışma. Senden ayrılan ve sana ait olmayan şeylerle mânâsızca uğraşma ve dünyanın geçici işlerine bağlanıp boğulma!”
Cenâb-ı Hak, bu gibi açık hakikatlerle dünyanın içyüzündeki esrarı gösterip ondan ayrılmayı gayet hafifleştirir, hatta kalbi uyanık olanlara sevdirir ve her şeyde, her icraatında rahmetinin bir izi bulunduğunu gösterir.
İşte Kur’an şu beş hususa işaret ettiği gibi, başka hususi yönlere de ayetleriyle işarette bulunuyor.
Yazıklar olsun o kimseye ki, şu beş husustan bir hissesi olmaya!..
Dipnotlar
- Bu konudaki bazı ayetler için Bkz. Âl-i İmran sûresi, 3/14; Kehf sûresi, 18/45-46; Tâhâ sûresi, 20/131.
- “Dünya, ahiretin tarlasıdır.” mânâsındaki hadis için Bkz. el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn 4/19; es-Sehâvî, el-Makâsıdü’l-hasene s.497; Aliyyülkârî, el-Esrâru’l-Merfûa s. 205. 12 Hِaşiye Bu ikinci makamdaki parçalar şiire benzer, fakat şiir değildir. Manzum şekilde kasten yazılmadılar. Belki hakikatlerin tam bir intizamla ifade edilmesi için bir derece manzum şekil aldılar.