İçeriğe geç
Sözler

لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ إِلَّا اللّٰهُ

Nitekim ruh sahiplerinin en şereflisi olan ve şu bayramlardan hem mahiyet hem nicelik yönüyle en çok istifade eden insanın, dünyaya çok tutkun ve bağlı olduğu halde, dünyadan nefret duyması ve bâki âleme geçmeyi arzulaması için Cenâb-ı Hak rahmetinin eseri olarak ona bir şevk vaziyeti verir. İnsanlığı gaflet karanlığında boğulmamış bir kimse, bu halden faydalanır. Dünyadan kalb huzuru ile gider. Şimdi, o hali netice veren hususlardan beşini misal olarak söyleyeceğiz.

Birincisi: Cenâb-ı Hak, ihtiyarlık mevsimiyle, dünyevî, güzel ve cazibeli şeylerin üstündeki fânilik, yokluk damgasını ve acı mânâyı göstererek insanı dünyadan ürkütüp o fâniye bedel, bir bâkiyi talep ettirir, aratır.

İkincisi: İnsanın alâka duyduğu dostlarından yüzde doksan dokuzu dünyadan ayrılıp başka bir âleme yerleştikleri için, o ciddi muhabbetin sevkiyle, insana, dostlarının gittiği yere karşı bir şevk ihsan edip ölümü ve eceli sevinçle karşılatır.

Üçüncüsü: İnsana sonsuz zayıflığını ve acizliğini bazı şeylerle hissettirip hayat yükünün ve yaşamak vazifesinin ne kadar ağır olduğunu göstererek istirahata ciddi bir arzu ve başka bir diyara gitmeye samimi bir şevk verir.

Dördüncüsü: İnanmış insana iman nuru ile gösterir ki:

Ölüm bir idam, bir yok oluş değil, mekân değiştirmedir. Kabir, karanlık bir kuyu ağzı değil, nuranî âlemlerin kapısıdır. Dünya ise bütün gösterişiyle, ahirete kıyasla bir zindan hükmündedir. Elbette, dünya zindanından cennet bahçelerine çıkmak, cismanî hayatın boğucu telaş ve ızdırabından bir rahat âlemine, ruhların yükseklerde gezeceği bir meydana geçmek ve mahlûkâtın sıkıntı veren gürültüsünden sıyrılıp Rahman’ın huzuruna gitmek, bin can ile arzu edilecek bir seyahat, hatta bir saadettir.

Beşincisi: Kur’an’ı dinleyen insana, Kur’an’daki hakikat ilmi ve

255