İçeriğe geç
Sözler

Bu soruya cevaben denildi ki: O musibetteki gazap ve hiddet içinde onlara bir rahmet cilvesi var. Çünkü o masumların fâni malları, kendileri hakkında sadaka olup bâki bir mal hükmüne geçtiği gibi, fâni hayatları da bir nevi şehitlikle onlara bâki bir hayatı kazandırır. Nispeten az, geçici bir sıkıntı ve azaptan, büyük ve daimî bir kazanç elde etmeyi sağlayan bu deprem, onlar hakkında gazap içinde bir rahmettir.

Beşinci Soru: Âdil ve Rahîm, Kadir ve Hakîm Cenâb-ı Hak, neden hususi hatalara hususi ceza vermeyip koca bir musibeti insanların başına musallat eder? Bu, O’nun rahmetinin güzelliğine ve kudretinin enginliğine nasıl uygun düşer?

Cevap: Kadîr-i Zülcelâl, yeryüzündeki her bir unsura pek çok vazife vermiştir ve her bir vazifede çok netice saklar. Bir unsurun bir tek vazifesinde, bir tek netice çirkin, şer ve musibet olsa da, diğer güzel neticeler, o neticeyi de güzelleştirir. Eğer o tek çirkin neticenin ortaya çıkmaması için, insana karşı hiddete gelmiş o unsur vazifesinden men edilse; o vakit o güzel neticeler sayısınca hayır terk edilmiş ve lüzumlu bir hayrı yapmamak şer hükmüne geçtiğinden, o hayırlar miktarınca şer işlenmiş olur. Bu ise bir tek şer gelmesin diye işlenen gayet çirkin, hikmete ve hakikate zıt bir kusurdur. Kudret, hikmet ve hakikat, kusurdan uzaktır, yücedir.

Madem insanın bazı hataları (toprak, hava, su gibi) unsurları ve yeryüzünü hiddete getirecek derecede büyük bir isyan ve pek çok varlığı hor görerek onların hukukuna yapılmış bir tecavüzdür. Elbette, o cinayetin fevkalâde çirkinliğini göstermek için, koca bir unsura, çok geniş vazifesi içinde “Onları terbiye et!” diye emir verilmesi, hikmetin gereği ve ta kendisidir, adalettir ve mazlumlara rahmettir.

Altıncı Soru: Gafiller, depremin yeraltındaki madenlerde meydana gelen değişimlerin neticesi olduğunu söyleyip yayarak, ona âdeta tesadüfî, tabiî ve maksatsız bir hadiseymiş gibi bakarlar. Bu hadisenin manevî sebeplerini ve neticelerini görmezler ki uyansınlar. Onların dayandığı noktanın bir hakikati var mıdır?

Cevap: Dalâletten başka hiçbir hakikati yoktur. Çünkü her sene elli milyondan fazla nakışlı, muntazam gömleği giyen ve değiştiren yeryüzündeki binlerce canlı türünden sadece biri olan, mesela sineklerden bir tekinin yüzlerce uzvundan biri olan kanadını, Cenâb-ı Hak kasd,

217