İçeriğe geç
Sözler

تُسَبِّحُ لَهُ السَّمَاوَاتُ السَّبْعُ وَالْأَرْضُ وَمَنْ فِيهِنَّ ayeti,

مَا خَلْقُكُمْ وَلَا بَعْثُكُمْ إِلا كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ ayeti,

إِنَّا عَرَضْنَا الْأَمَانَةَ عَلَى السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالْجِبَالِ ayeti,

يَوْمَ نَطْوِي السَّمٓاءَ كَطَيِّ السِّجِلِّ لِلْكُتُبِ ayeti,

وَمَا قَدَرُوا اللّٰهَ حَقَّ قَدْرِهِ وَالْأَرْضُ جَمِيعًا قَبْضَتُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ayeti ve

لَوْ أَنْزَلْنَا هَذَا الْقُرْاٰنَ عَلَى جَبَلٍ لَرَأَيْتَهُ gibi ayetlerin küllî, kuşatıcı, yüce ifadelerine bak...

Hem başlarında سَبَّحَ ,اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ veyahut يُسَبِّحُ bulunan sûrelere dikkat et ki, bu büyük sırrın parıltılarını göresin. Hem sûrelerin başındaki الۤـمۤ lere, الۤـرٰ lara ve حٰمۤ lere bak ki, Kur’an’ın, Cenâb-ı Hak katındaki önemini bilesin.

Eğer şu “Dördüncü Esas”ın kıymetli sırrını kavradıysan, peygamberlere vahyin çoğunlukla melekler vasıtasıyla geldiğini ve ilhamın vasıtasız olduğunu anlarsın.

Hem en büyük velinin, hiçbir peygamberin derecesine yetişememesinin sırrını öğrenirsin.

172