İçeriğe geç
Sözler

yetmiş bine yakın perdeden her birinin kalkması ölçüsünde hitaba mazhar olabilir.

İşte bir padişahın yüce saltanatının şanıyla çıkan fermanı, sıradan bir adamla basitçe konuşmasından ne kadar yüksekse ve gökteki güneşin ışığından, bereketinden istifade, aynadaki yansımasından istifade etmekten ne derece çok ve üstünse; Kur’an-ı Azîmüşşan da bütün sözlerin ve kitapların o ölçüde üstündedir. Kur’an’dan sonra ikinci derecede mukaddes kitapların ve semavî suhufun, mertebeleri ölçüsünde üstünlükleri vardır. Onlar da o üstünlük sırrından hissedardır. Eğer cinlerin ve insanların Kur’an’dan süzülüp gelmiş olmayan bütün güzel sözleri toplansa, yine Kur’an’ın kutsî mertebesine yetişemez, ona benzeyemez.

Eğer Kur’an’ın ism-i âzamdan ve her ismin en yüce mertebesinden geldiğini bir parça anlamak istersen:

Âyetü’l-Kürsî,

وَعِنْدَهُ مَفَاتِحُ الْغَيْبِ ayeti,

قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ ayeti,

يُغْشِي اللَّيْلَ النَّهَارَ يَطْلُبُهُ حَثِيثًا وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ وَالنُّجُومَ مُسَخَّرَاتٍ بِأَمْرِهِ ayeti, يٓا أَرْضُ ابْلَعِي مَاءَكِ وَيَا سَمٓاءُ أَقْلِعِي ayeti,

171